Bu dünyada var olan her şey bir bana fazlaydı sanki. "Zaten herkes sığdı biz sığmadık dünyaya" İdeallerim, hedeflerim, hayallerime tutunabilmeyi sağlayan her şey bir ipe bağlıymış da, ip kopmuş gibi hissediyorum. İçimde bir yerlerde oluşan o boşluk, hak ettiğim şeyler sanki bir lütufmuş edasıyla, insanın aklı ve iradesiyle dalga geçer gibi sunuluyor. Ve daha da derinlere inen o gergin ipin kopmasıyla son buluyor. Ne diyorlardı "kısa olan ip değil, derin olan kuyudur" buradan da ana fikri çıkardığımıza göre, birtakım ilham perileri ortaya çıkmalı bence.
"Işıltıma zeval gelmesin" anlayışıyla "Positive vibe energy" yaymaya geldim. Sonra işte, diyorum ki doğdu güneşim. Hoş, son birkaç sene de hayatıma dair aldığım o radikal kararların depresifliği bana içinden çıkılmayacak şeyler yaratsa da ufaktan kendimi toparlamak için adım atma motivasyonunu kendimde bulmuşken ilham perilerim gitmeden içimi dökeyim diyorum. Mutluluk güzellemesi, mutluluğun iyileştirici gücü vs. her şeyi mutluluk metaforuyla bağdaştırdığım yetmezmiş gibi. Bunların arasında, kendime yatırım amaçlı, motivasyon-ilham perileri geçişinde kendimi bulduğum için mutluyum. Son dinlediğim podcastte şöyle diyordu "Salıncakta sallanmanın zevki hareket halinden gelir. İnsanın modu da öyle iki zıt duygu arasında sallanma hareketi ve orada kazandığın ivme mutluluk etkisini yaratır ve durağan bir his değildir mutluluk" diyordu. İşin içine fizik kurallarını da dahil edersek, cisimlerin hareket durumlarını koruma eğilimleridir. Burada "hareket durumu" ile anlatılmak istenen, cismin diğer bir cisme göre sabit hızla hareket etmesi veya durağan halde bulunmasıdır. Bu da eylemsizliği beraberinde getirir. Mutluluk metaforuna da fizik kurallarını dahil etmedim de demem artık.
İnsanların içindeki o inandığın kişiyi görmeyi beklemek yerine, sana göstermeyi tercih ettikleri taraflarını görmeye başlamanın vakti geldi. Verdiğin değeri alamadığında, gördüğün değeri vermekte bir sorun olmaz. Tıpkı karşılığını alamadığında veya incindiğin de karşındakine onunla ilgili güzel şeyler söylemekte sorun olmadığı gibi. Bunlar sende yeri olan güzel duygular. Sorun, filizlendiremeyeceğin topraklara o tohumları ekmeye devam etmek; kendine o incinmişliği istikrarla yaşatmayı seçmekte.
Bireysel çabamı umursamadan, odaklandığım şeyler sadece çabaladığım şeylerin sonuçlarıydı. Bazen bu sonuçları hayatımın o kadar merkezine almıştım ki, her şeyimi çabaladığım şeylerin sonucuna göre kendimi değerlendiriyordum ve yargılıyordum. Oysa ki sonuca odaklanmak dışında sürece odaklanmak daha mantıklı ve akıllıcaydı. Victor Hugo'nun da dediği gibi "Kimse senin dalgalarla nasıl boğuştuğuna bakmaz. Gemiyi limana getirip getirmediğine bakar." Dalgasız gemi de herkes kaptan zaten değil mi? Bazı şeylere karşı sonuç odaklı olmak yerine, süreç odaklı değerlendirmeyi öğrenmekle birlikte, büyük kişisel bir zafer kazandığımı fark ettim. Hani nerede konfetilerim 🎉
"Üç tutku yönlendirdi hayatımı: Sevgi açlığı, bilgi arayışı ve başkalarının acılarına yönelik dayanılmaz bir merhamet. Sevgi ve bilgi göklere yükseltti ama merhamet her seferinde çekip yere indirdi beni." -Bertrand Russell

Yorumlar
Yorum Gönder