Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Aralık, 2022 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

ANLIK İÇ DÖKME SEANSI

Aynı yüzler, aynı bakışlar, aynı yalanlar, bencil olmaya zorlayan şartlar, giderek kendi kabuğuna çekilip düşünmemeye çalışan ancak içten içe çığlık atan insanlar ve çığlıkları duymayan, duysa da önemsemeyen uğultulu kalabalıklar. Her şeyin bu kadar yüzeysel,vurdumduymaz,duyarsız olması insan ilişkilerine yönelik iletişim şekilleri bile havada kalıyor.Menfaate dayalı alma-verme denge terazisinin bile şaştığı bu dönemde, gerçeklik algımı bozmayan her şeye hasret kaldım ve bu hasretliği şakamatikliğe bağlamış gibi, komikliklere vuruyorum.Daha doğrusu bu eksikliğimi mizah anlayışımla bastırıyorum.Bazen konu bu eksikliklere gelmesin diye, konuyu değiştiriyorum ya da ortamdan uzaklaşıyorum.İyi ki de mizah anlayışımın bile örtemediği durumları insanlar görmüyor ya da üç maymunu oynamak işlerine geliyordur bilemiyorum.Kafanın uyuşmadığı ama mecburiyetten katlanmak zorunda kaldığın, değişime kapalı insanlar sayesinde mizah anlayışım level atladı, yoksa bu tip insanlar şakaya bile vurmadan çeki...

ANTİDEPRESAN

Travma kelimesi, ne kadar da ürkütücü ve ben ürktüğüm şeylere karşı "kimsenin güçsüzlüğümden vurmaması" adına çok iyi kamufle ederim. Gelelim, kendimi kamufle ettiğim şeylerle yüzleşmeye.Hayatımı derin bir şekilde etkileyen travmalarım olduğunu düşünmüyorum, çünkü travma dediğimizde bende bırakılan etki "acıyla" eş değer ve ben acı çekmekten ya da çektiğim acılara acıyan insanların çevremde olmasını kısaca "acınacak hale gelmeyi" gururuma yediremem.Gururuma yediremediğim gibi, anlattığım şeylere karşı "toksik pozitiflikle" yaklaşan insanlara harcayacak enerjim yok, acı eşiğimiz aynı kulvarda değil maalesef. Travmalar,sadece çocukluğumuzda olan, çocukluğumuzdan beri peşimizi bırakmayan olaylar değildir. Etkisi vardır, bu etki yadsınamaz da. Hayatımız sadece çocukluğumuzda eksik bırakıldığımız şeylerden oluşmaz ve bundan ibaret değiliz bence. Çocukluktan yetişkinliğe geçerken kurduğumuz iletişimler, akran zorbalıkları, okuduğumuz kitaplar, izlediği...

GECENİN SONUNA YOLCULUK

Sen ölmüşsün televizyonlar susmuyor,radyoda türküler ve insanlar akşam olmasını bekliyor en sevdiği filmi izlemek için ben sabahı edemiyorum. Sen ölmüşsün yağmur durmuyor ıslanıyor toprak. Ben donuyorum sen üşümüyorsun bile.Karlar yağıyor dağların tepelerine ben tepeleri gözlerimle bile göremiyorum.Betondan evler, sobaları tütüyor mahallenin bir kedi yanaşıyor kapıya alıp gidiyor ekmeğini,çiçekler kokuyor mevsimler geçiyor evlerde sıcak sohbetler ve gülüşmeler. Senin sesini geceleri bile duyamıyorum.Her gün yeniden ölüyorsun ve ben her gün yeniden dokunuyorum yokluğuna, artık eşiğinden giremediğim evinin kapısına bakmayı bıraktım. Evine girememek seni görememekten acı geldi.Sen ölmüşsün diyorum eşikte kalmış bir çift ayakkabın ve ben senin yokluğunu bayramsız bayram sabahlarına taşıyorum. "İnsanın geçmişinde artık kımıldamayan ne de çok nesne, ne de çok kişi var öyle, ürkütücü. Zamanın mahzenlerinde yitirilmiş canlılar ölülerle birlikte o kadar uyumla uyuyorlar ki daha şimdiden ay...