Klişelerle başlayan, kariyerini-geleceğini inşaa etme döngüsü. Klişeden kastım, sayısal olgulardan ibaret sorular çarmığı."5 yıl sonra kendini nerede görmek istersin? 10 yıla kendi işinin patronu, ekonomik refahı yüksek beyaz yakalılardan biri olabilecek misin?" vb. ardı arkası kesilmeyecek bir sürü sorular...
Heveslerimin, ideallerimin yıkılış yolunda olması, insanın kendi kendisinden kopmasına,kaybolmuş hissetmeme, yaşamsal isteklerimi sınırlayarak hayattan ne istediğimi bilmemeye hatta amaç-yön duygusunu kaybetmiş pusulamın kayışı kaymış hissiyatı oluşturuyor. Birden bire sarsılmıyor tabi bu temel.Hevesle şekillendirmeye çalıştığım geleceğimi, nasıl bir anda umutsuz ve mutsuzlukla gittiğim yola dönüşüyor oynat bakalım.
5 yıl önceki yaptıklarım; okuduğum kitaplar,izlediğim diziler,geliştirmeye çalıştığım yabancı dil sürecim, yol gösterenim olmamasına rağmen gerek deneme yanılma, gerek gelişine aldığım ani kararlar, ödün verdiğim hobilerim, ve insanlarla vakit geçirmek yerine ertelediğim planlar, çalışma azmim, aşırı özverili tutumlarımın sonucu koca bir mutsuzluk ve boşluktan mı ibaret olmalıydı? Öyle demeyelim ama bugünkü olmuş olduğum insan, 5 yıl önceki yaptığım şeylerin belki de,birer yatırım sonucudur. Peki ya 5 yıl önceki ben, bugünü öngöremedi mi?
Elbette kötü giden şeylere karşı dirayetli olmam gerektiğini biliyordum.Sonuçta beni benden başka kurtaracak ne bir sihirli değneğim ne de mucizelerden oluşmuş dönüm noktalarım vardı.Kendime, bilgilerime ve çalışma azmime inanarak çıktığım bu yolda, boşa kürek çekiyormuş hissiyatı, güncel gelişmeleri kendi bilgi birikimime katıyor olsam da yeterli gelmemesi, emeklerimin karşılığını girdiğim sınavlarda alamamış olmam, yokuş aşağı sallanan el frenini çekmeyi unuttuğum arabaya benziyor.
(araba aldıktan sonra yedek anahtarının eski sahibinde olmadığına emin olun, bu arada bu kamu spotunun arabayla alakası yoktur.)
Rekabeti kendiyle olan insan makbuldür. Koyduğun hedefler,kırmızı çizgilerin,edindiğin rasyonel deneyimler bunlar kendinle olan yarışta kazandığın şeyler olmalı.Bir hırs uğruna insanlarla girdiğin rekabetle değil.Düşünsene en büyük yarışın kendinle ama senin haberin bile yokken, insanlar seninle rekabet halinde ve birtakım hırslarına karşı senin hata yapmanı bekliyorlar.Nasıl bir şeyler başardığımda o başarı benimse, başarısızlıkta aynen bana ait oluyor.Başarılarımı elde etme sürecime, düşe kalka çıkardığım derslere kimse şahit olmuyor. Kendimi daha iyisiyle değil de eski seviyemle kıyaslamamın daha sağlıklı olacağına inanıyorum.Böylece yapamadıklarıma değil, şimdiye kadar yaptığım şeylere odaklanabiliyorum. Varamadığım yerlere değil de geçtiğim yollara bakıp kendimi yeniden inşaa ediyorum.
Başarılar,başarısızlıklar,yenilgiler hepsi bir anda gelse de bunları kabullenmiş, hayatına sindirmiş insanın içinde gerçek bir devrim ve dönüm noktasının başladığını düşünüyorum. Artık daha sakinlemiş, sınırlarını bilen, zorluk içindeki kişilerin halinden anlayan, neyi yapıp neyi yapamayacağını idrak etmiş farkındalık sahibi bir insan ortaya çıkmış oluyor.
"Sıkma artık dişlerini, bulandırma içini, doldurma gözlerini, bakamadığın o tarafa bak,dışladığın yok saydığın, acımasız bildiğin,nefret ettiğin, içinde ısrarla ölmeyen o karanlık tarafına. Karanlıktaki fısıltılara kulak ver, bırak karanlığın sese ve söze dönüşsün, bırak karanlıktaki hayaletlerin kirpiklerinden dökülsün. İnsan ancak bakabildiği tarafı unutabilir. İçinde yok saydıkların bulantıya dönüştürerek var ederler kendilerini."

bir yazıda ancak bu kadar kendi içsel durumumu bulabilirdim. Çok başarılı olmuş harika 🤩
YanıtlaSil