Ana içeriğe atla

20 EKİM 2022 ✨🤩📚


Klişelerle başlayan, kariyerini-geleceğini inşaa etme döngüsü. Klişeden kastım, sayısal olgulardan ibaret sorular çarmığı."5 yıl sonra kendini nerede görmek istersin? 10 yıla kendi işinin patronu, ekonomik refahı yüksek beyaz yakalılardan biri olabilecek misin?" vb. ardı arkası kesilmeyecek bir sürü sorular...

Heveslerimin, ideallerimin yıkılış yolunda olması, insanın kendi kendisinden kopmasına,kaybolmuş hissetmeme, yaşamsal isteklerimi sınırlayarak hayattan ne istediğimi bilmemeye hatta amaç-yön duygusunu kaybetmiş pusulamın kayışı kaymış hissiyatı oluşturuyor. Birden bire sarsılmıyor tabi bu temel.Hevesle şekillendirmeye çalıştığım geleceğimi, nasıl bir anda umutsuz ve mutsuzlukla gittiğim yola dönüşüyor oynat bakalım. 

5 yıl önceki yaptıklarım; okuduğum kitaplar,izlediğim diziler,geliştirmeye çalıştığım yabancı dil sürecim, yol gösterenim olmamasına rağmen gerek deneme yanılma, gerek gelişine aldığım ani kararlar, ödün verdiğim hobilerim, ve insanlarla vakit geçirmek yerine ertelediğim planlar, çalışma azmim, aşırı özverili tutumlarımın sonucu koca bir mutsuzluk ve boşluktan mı ibaret olmalıydı? Öyle demeyelim ama bugünkü olmuş olduğum insan, 5 yıl önceki yaptığım şeylerin belki de,birer yatırım sonucudur. Peki ya 5 yıl önceki ben, bugünü öngöremedi mi? 

Elbette kötü giden şeylere karşı dirayetli olmam gerektiğini biliyordum.Sonuçta beni benden başka kurtaracak ne bir sihirli değneğim ne de mucizelerden oluşmuş dönüm noktalarım vardı.Kendime, bilgilerime ve çalışma azmime inanarak çıktığım bu yolda, boşa kürek çekiyormuş hissiyatı, güncel gelişmeleri kendi bilgi birikimime katıyor olsam da yeterli gelmemesi, emeklerimin karşılığını girdiğim sınavlarda alamamış olmam, yokuş aşağı sallanan el frenini çekmeyi unuttuğum arabaya benziyor.
(araba aldıktan sonra yedek anahtarının eski sahibinde olmadığına emin olun, bu arada bu kamu spotunun arabayla alakası yoktur.) 

Rekabeti kendiyle olan insan makbuldür. Koyduğun hedefler,kırmızı çizgilerin,edindiğin rasyonel deneyimler bunlar kendinle olan yarışta kazandığın şeyler olmalı.Bir hırs uğruna insanlarla girdiğin rekabetle değil.Düşünsene en büyük yarışın kendinle ama senin haberin bile yokken, insanlar seninle rekabet halinde ve birtakım hırslarına karşı senin hata yapmanı bekliyorlar.Nasıl bir şeyler başardığımda o başarı benimse, başarısızlıkta aynen bana ait oluyor.Başarılarımı elde etme sürecime, düşe kalka çıkardığım derslere kimse şahit olmuyor. Kendimi daha iyisiyle değil de eski seviyemle kıyaslamamın daha sağlıklı olacağına inanıyorum.Böylece yapamadıklarıma değil, şimdiye kadar yaptığım şeylere odaklanabiliyorum. Varamadığım yerlere değil de geçtiğim yollara bakıp kendimi yeniden inşaa ediyorum.

Başarılar,başarısızlıklar,yenilgiler hepsi bir anda gelse de bunları kabullenmiş, hayatına sindirmiş insanın içinde gerçek bir devrim ve dönüm noktasının başladığını düşünüyorum. Artık daha sakinlemiş, sınırlarını bilen, zorluk içindeki kişilerin halinden anlayan, neyi yapıp neyi yapamayacağını idrak etmiş farkındalık sahibi bir insan ortaya çıkmış oluyor.

"Sıkma artık dişlerini, bulandırma içini, doldurma gözlerini, bakamadığın o tarafa bak,dışladığın yok saydığın, acımasız bildiğin,nefret ettiğin, içinde ısrarla ölmeyen o karanlık tarafına. Karanlıktaki fısıltılara kulak ver, bırak karanlığın sese ve söze dönüşsün, bırak karanlıktaki hayaletlerin kirpiklerinden dökülsün. İnsan ancak bakabildiği tarafı unutabilir. İçinde yok saydıkların bulantıya dönüştürerek var ederler kendilerini."



Yorumlar

  1. bir yazıda ancak bu kadar kendi içsel durumumu bulabilirdim. Çok başarılı olmuş harika 🤩

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

CHERUB 👼

Cherub: İbranice kökenli (kerubi) Tevrat’ta, İncil’de Tanrı’nın tahtının hemen yakınında yer alan yüksek mertebeli melekler. Rönesans tablolarında ise melek yüzlü çocuk figürleri. Masumiyetin, korunmanın ve sevginin simgesi. Yani, kısa kesmek gerekirse, hayatın “düşerken bile zarif” hali. Sana hiçbir zaman söyleyemediklerim var ama artık söylemem gerekenleri, sen duymasan bile ben duymalıyım. Bu satırları sana değil, içimde sana ayrılmış o sessiz ama derin yere yazıyorum. Her tanışıklığın bir veda anlamı taşıdığı yaşlarda, bazen bir randevudan ibarettir insanın günü ben sana yetişmeye çalışırım. Bazen hayat bir oyuncak dükkanına benziyor. Rengarenk, çocukluğuna seslenen, her rafında umutla gülümseyen bir hayal gibi ama o dükkandan çıktığında elinde taşıdığın şey aslında en kırılgan halin oluyor. Çocukken dokunamadığın o en üst raftaki oyuncaklar gibi; büyüyorsun ama hala uzanamıyorsun. Ve evet, hala uzanmak istiyorsun.  O gün, o Toyzz Shop’un önünden geçerken içimde tuhaf bir kıpır...

İÇ DÖKME SEANSI: AİDİYET VE REKABET

Hayatta kalabilmenin canlılık özelliklerinden olan adaptasyon ve rekabet.  Adaptasyon, aitlik, var olabilmek, var olduğun yerde kabulünün onay arayışı; bir yere uyum sağlamanın oraya ait olduğunu göstermediği gerçeği. Bu biraz da kabul görme,onaylanma kaygısına kapılmadan ne kadar kendin olabildiğinle alakalı bir durum. Aidiyet duygusunun içinde bıraktığı o boşluğun peşinden şehirden şehre taşınmak, bu duygunun bıraktığı boşluğu tamamlamaya çalışmak. Nasıl olsa buraya aidiyet duygum yok deyip bağını kolaylıkla koparabileceğin, kendin gibi zayıf bağlar kurabileceğin insanlarla anlamlı bağlar kurabileceğini sanmak. Sonrasında "Ben neden aynı insanlarla aynı döngüde sınanıyorum?" diye diye sihirli değnek beklemek. Aslında tamamlamaya çalıştığın şey, ne şehirden şehre taşınmak ne de uyum sağlamak. Kendinle olan ilişkinin yansımasını bir boşluk metaforunda görüyorsun ve kendin bu boşlukta sorumluluk almayı kabullenmedikçe, bu boşluğun peşinden savrularak geçip giden yıllar olduğ...

GERÇEKLİK OLGUSUNA BİR İÇ ÇEKİŞ

Kendi hayatımda "gerçeklik olgumu" sorguladığım ve gerçeğe en yakın hissettiğim şeylerin çarpışması sonucu yine overthinkistan'a yapılan o yolculuk. İletişim çeşitleri arttıkça, insan ilişkilerinin kalitesi de azalıyor.Çünkü seçenek çok, bir tıkla daha iyisi daha güzeli hep var.Taktik var.Kurmaya çalıştığın bağlarda, eğer aradığın şey taktik ve kısa süreli heyecanlar ise bu oyunlar belki bu taktikler işine yarayacaktır.Bu taktikler döngüsü, benim gerçekliğimle (gerçeklik olgum) baya zıt kutuplarda.Peki ya benim gerçekliğim ve bu olguya en yakın hissettiğim şeyler tam olarak neydi? İçimde var olan o boşluğu koca bir çöp yığınıyla çürüten aradığım şey neydi? Kendi içime dönüyorum,bugüne kadar kurduğum yakınlıklarda ne kadar kendim olmayı başarabildim? Taktiksiz,dik başlı,asi ve bir o kadar da dümdüz biri olmanın getirdiği şeylerin sonunda da çoğu şeyin yüzeysel kaldığı bağ kuramama sorunlarına çıktığını düşünürsek, neydi benim gerçeklik olgum? Benim gerçeklik olgum, gerçek...