Ana içeriğe atla

GECE ✨🌃


Özgürlüğü bir çift gözde görmenin dışında özgürlüğe adanmış bir ömür daha iyiymiş gibi geliyor.Bir anda gelmiyor tabi bu farkındalık, bu farkındalığın asıl başlangıcı hiçbir şeyi kişisel almamakla birlikte bunu harika bir özgürleşme aracı olarak görmekle başlıyor. Örneğin biri size kaba mı davranıyor? Demek kişiliği böyle. Sizinle anlayışsızca mı konuşuyor? Demek ailesinde de böyle.

Zihniyet yapısını beğenmediğiniz,ne yaparsanız yapın sizi küçümseyen, mesleğinizin etik değerlerine saygı duymayan, tamamen zıt frekanslarda olduğunuz, merhamet duygusundan uzak,  tabiri caizse yaranamadığınız ama bir başkasına nasıl da kul köle olduğunu gördüğünüz insanların asıl kavgaları bizimle değil, sevilmemiş çocuklukları,gerçekleşmemiş kişilikleri, başarısızlıkları ve özgüvensizlikleriyle.

Çünkü olamadıkları her şeyden nefret ediyorlar.Kapısından giremedikleri okullardan,okuduklarında anlamadıkları kitaplardan,anlamlandıramadıkları sanattan yaşayamadıkları özgürlükten(özgürlüğün en büyük düşmanı halinden memnun olan kölelerdir), başını dik tutmaktan bile. Biz sadece nesneyiz, sorun aslında öznenin kendisinde. İnsanlar özel olarak size karşı değil, aksine kendilerini geliştirememiş durumdalar. Yani sorunları kendileriyle.

Mıknatısın demir tozlarını çektiği gibi her negatif şeyi üzerinize almamak daha sağlıklı olabilir. Gördüğünüz muamelenin yüzde biri sizle ilgilidir. Gerisi onların davranış örüntüsüdür. Sizle ilgisiz kimseyi değiştiremezsiniz, ancak (yeni insanlarla iletişim sağlayarak odak noktanızı değiştirerek yapılabilir) hayatınızdaki kişileri değiştirebilirsiniz. 

Demokratik toplum, insan seçeneğinin en fazla ölçekte olduğu toplumdur.Tek tip ideoloji, fikir, inanç, yaşam tarzı, davranış patterni dayatan toplumlar insanlara alternatif ağlanma imkanı sunmazlar. "Aynı düşüncedeki insanlar ruhunuza, farklı düşüncedeki insanlar zihninize iyi gelir. Çünkü ruh huzur, zihin hareket ister."(Umut Vera Tuna)

Sağlıklı bireyle sağlıklı imkanlara sahip bir toplumun ilişkisi işte bundan. Örnek bir hata yaptınız ve arkadaşınız size sitem etti. Bu sizden kaynaklanabilir ve normal. Mesele sebepsizce saldırganlığa maruz kaldığınızda asla üstünüze alınmamanız. Eleştirisini bile kibarlıkla ifade etmeyi öğrenecek herkes. Kimsenin stres boşaltım torbası,rehabilitasyon merkezi ya da terapisti değilsiniz.


Yorumlar

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

CHERUB 👼

Cherub: İbranice kökenli (kerubi) Tevrat’ta, İncil’de Tanrı’nın tahtının hemen yakınında yer alan yüksek mertebeli melekler. Rönesans tablolarında ise melek yüzlü çocuk figürleri. Masumiyetin, korunmanın ve sevginin simgesi. Yani, kısa kesmek gerekirse, hayatın “düşerken bile zarif” hali. Sana hiçbir zaman söyleyemediklerim var ama artık söylemem gerekenleri, sen duymasan bile ben duymalıyım. Bu satırları sana değil, içimde sana ayrılmış o sessiz ama derin yere yazıyorum. Her tanışıklığın bir veda anlamı taşıdığı yaşlarda, bazen bir randevudan ibarettir insanın günü ben sana yetişmeye çalışırım. Bazen hayat bir oyuncak dükkanına benziyor. Rengarenk, çocukluğuna seslenen, her rafında umutla gülümseyen bir hayal gibi ama o dükkandan çıktığında elinde taşıdığın şey aslında en kırılgan halin oluyor. Çocukken dokunamadığın o en üst raftaki oyuncaklar gibi; büyüyorsun ama hala uzanamıyorsun. Ve evet, hala uzanmak istiyorsun.  O gün, o Toyzz Shop’un önünden geçerken içimde tuhaf bir kıpır...

İÇ DÖKME SEANSI: AİDİYET VE REKABET

Hayatta kalabilmenin canlılık özelliklerinden olan adaptasyon ve rekabet.  Adaptasyon, aitlik, var olabilmek, var olduğun yerde kabulünün onay arayışı; bir yere uyum sağlamanın oraya ait olduğunu göstermediği gerçeği. Bu biraz da kabul görme,onaylanma kaygısına kapılmadan ne kadar kendin olabildiğinle alakalı bir durum. Aidiyet duygusunun içinde bıraktığı o boşluğun peşinden şehirden şehre taşınmak, bu duygunun bıraktığı boşluğu tamamlamaya çalışmak. Nasıl olsa buraya aidiyet duygum yok deyip bağını kolaylıkla koparabileceğin, kendin gibi zayıf bağlar kurabileceğin insanlarla anlamlı bağlar kurabileceğini sanmak. Sonrasında "Ben neden aynı insanlarla aynı döngüde sınanıyorum?" diye diye sihirli değnek beklemek. Aslında tamamlamaya çalıştığın şey, ne şehirden şehre taşınmak ne de uyum sağlamak. Kendinle olan ilişkinin yansımasını bir boşluk metaforunda görüyorsun ve kendin bu boşlukta sorumluluk almayı kabullenmedikçe, bu boşluğun peşinden savrularak geçip giden yıllar olduğ...

GERÇEKLİK OLGUSUNA BİR İÇ ÇEKİŞ

Kendi hayatımda "gerçeklik olgumu" sorguladığım ve gerçeğe en yakın hissettiğim şeylerin çarpışması sonucu yine overthinkistan'a yapılan o yolculuk. İletişim çeşitleri arttıkça, insan ilişkilerinin kalitesi de azalıyor.Çünkü seçenek çok, bir tıkla daha iyisi daha güzeli hep var.Taktik var.Kurmaya çalıştığın bağlarda, eğer aradığın şey taktik ve kısa süreli heyecanlar ise bu oyunlar belki bu taktikler işine yarayacaktır.Bu taktikler döngüsü, benim gerçekliğimle (gerçeklik olgum) baya zıt kutuplarda.Peki ya benim gerçekliğim ve bu olguya en yakın hissettiğim şeyler tam olarak neydi? İçimde var olan o boşluğu koca bir çöp yığınıyla çürüten aradığım şey neydi? Kendi içime dönüyorum,bugüne kadar kurduğum yakınlıklarda ne kadar kendim olmayı başarabildim? Taktiksiz,dik başlı,asi ve bir o kadar da dümdüz biri olmanın getirdiği şeylerin sonunda da çoğu şeyin yüzeysel kaldığı bağ kuramama sorunlarına çıktığını düşünürsek, neydi benim gerçeklik olgum? Benim gerçeklik olgum, gerçek...