Ana içeriğe atla

5 MART 2023


Kimsenin okumayacağı deftere bile yazılmıyor bazı şeyler,insan kendiyle bile konuşamıyor bazen.

"Dünyayı sevmedim ama azaldı kinim."

Hayatımı etkileyen iyi ya da kötü her şeyin kendi benliğime katkısı olduğunu düşünüyorum.Hayatıma karşı,kendi ihtiyaçlarıma daha fazla öncelik vermiş,bu ihtiyaçlardan birini (özellikle son 3-4 yılda) en derinlere kadar hissettiğim arkadaşlık ve dostluk ilişkilerinde yapmış olduğum yatırımlarda başarılı olamasam da,sürdürülebilir arkadaşlıklar kuramayıp,anlamlı dostluklardan izole,bu izole olmaktan nefret de etsem,kendi kabuğuma konfor alanıma dönmekten başka bir şey kalmıyor elimde.

"Yanıltır karakter, üzer iyi niyet, harcanır gençlik, somurtkandır güneş ve hala biraz mümkündür ümit."

Geleceğimi,emeklerimi ve ideallerimi kötü anlamda hiçbir otorite figürüne kurban etmediğim için kendimle gurur duyuyorum.Başım dik,hatalarım ve içimdeki iyilikle alnım ak şekilde tacımı takıyorum,kendimi takdir ediyorum.

Kan bağım bile olsa, hayatımda hiçbir otorite figürüne boyun eğmedim.Saygı da mecbur,sevgi de özgür olsam bile toksik olan hiçbir şeyi yanımda götürmedim.Bazı şeyler kendime duyduğum saygıdan önemli değil,korkudan sıyrılmanın verdiği özgürlük hissini bir kez tadan bir daha vazgeçemeyeceğini düşünüyorum.Bazıları özgürlüğü bir çift gözde görür ama benimkisi özgürlüğe adanmış bir ömür.

Ülkemize de kısmet olur umarım,iyi günler.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

CHERUB 👼

Cherub: İbranice kökenli (kerubi) Tevrat’ta, İncil’de Tanrı’nın tahtının hemen yakınında yer alan yüksek mertebeli melekler. Rönesans tablolarında ise melek yüzlü çocuk figürleri. Masumiyetin, korunmanın ve sevginin simgesi. Yani, kısa kesmek gerekirse, hayatın “düşerken bile zarif” hali. Sana hiçbir zaman söyleyemediklerim var ama artık söylemem gerekenleri, sen duymasan bile ben duymalıyım. Bu satırları sana değil, içimde sana ayrılmış o sessiz ama derin yere yazıyorum. Her tanışıklığın bir veda anlamı taşıdığı yaşlarda, bazen bir randevudan ibarettir insanın günü ben sana yetişmeye çalışırım. Bazen hayat bir oyuncak dükkanına benziyor. Rengarenk, çocukluğuna seslenen, her rafında umutla gülümseyen bir hayal gibi ama o dükkandan çıktığında elinde taşıdığın şey aslında en kırılgan halin oluyor. Çocukken dokunamadığın o en üst raftaki oyuncaklar gibi; büyüyorsun ama hala uzanamıyorsun. Ve evet, hala uzanmak istiyorsun.  O gün, o Toyzz Shop’un önünden geçerken içimde tuhaf bir kıpır...

İÇ DÖKME SEANSI: AİDİYET VE REKABET

Hayatta kalabilmenin canlılık özelliklerinden olan adaptasyon ve rekabet.  Adaptasyon, aitlik, var olabilmek, var olduğun yerde kabulünün onay arayışı; bir yere uyum sağlamanın oraya ait olduğunu göstermediği gerçeği. Bu biraz da kabul görme,onaylanma kaygısına kapılmadan ne kadar kendin olabildiğinle alakalı bir durum. Aidiyet duygusunun içinde bıraktığı o boşluğun peşinden şehirden şehre taşınmak, bu duygunun bıraktığı boşluğu tamamlamaya çalışmak. Nasıl olsa buraya aidiyet duygum yok deyip bağını kolaylıkla koparabileceğin, kendin gibi zayıf bağlar kurabileceğin insanlarla anlamlı bağlar kurabileceğini sanmak. Sonrasında "Ben neden aynı insanlarla aynı döngüde sınanıyorum?" diye diye sihirli değnek beklemek. Aslında tamamlamaya çalıştığın şey, ne şehirden şehre taşınmak ne de uyum sağlamak. Kendinle olan ilişkinin yansımasını bir boşluk metaforunda görüyorsun ve kendin bu boşlukta sorumluluk almayı kabullenmedikçe, bu boşluğun peşinden savrularak geçip giden yıllar olduğ...

GERÇEKLİK OLGUSUNA BİR İÇ ÇEKİŞ

Kendi hayatımda "gerçeklik olgumu" sorguladığım ve gerçeğe en yakın hissettiğim şeylerin çarpışması sonucu yine overthinkistan'a yapılan o yolculuk. İletişim çeşitleri arttıkça, insan ilişkilerinin kalitesi de azalıyor.Çünkü seçenek çok, bir tıkla daha iyisi daha güzeli hep var.Taktik var.Kurmaya çalıştığın bağlarda, eğer aradığın şey taktik ve kısa süreli heyecanlar ise bu oyunlar belki bu taktikler işine yarayacaktır.Bu taktikler döngüsü, benim gerçekliğimle (gerçeklik olgum) baya zıt kutuplarda.Peki ya benim gerçekliğim ve bu olguya en yakın hissettiğim şeyler tam olarak neydi? İçimde var olan o boşluğu koca bir çöp yığınıyla çürüten aradığım şey neydi? Kendi içime dönüyorum,bugüne kadar kurduğum yakınlıklarda ne kadar kendim olmayı başarabildim? Taktiksiz,dik başlı,asi ve bir o kadar da dümdüz biri olmanın getirdiği şeylerin sonunda da çoğu şeyin yüzeysel kaldığı bağ kuramama sorunlarına çıktığını düşünürsek, neydi benim gerçeklik olgum? Benim gerçeklik olgum, gerçek...