Ana içeriğe atla

GERÇEKLİK OLGUSUNA BİR İÇ ÇEKİŞ


Kendi hayatımda "gerçeklik olgumu" sorguladığım ve gerçeğe en yakın hissettiğim şeylerin çarpışması sonucu yine overthinkistan'a yapılan o yolculuk.
İletişim çeşitleri arttıkça, insan ilişkilerinin kalitesi de azalıyor.Çünkü seçenek çok, bir tıkla daha iyisi daha güzeli hep var.Taktik var.Kurmaya çalıştığın bağlarda, eğer aradığın şey taktik ve kısa süreli heyecanlar ise bu oyunlar belki bu taktikler işine yarayacaktır.Bu taktikler döngüsü, benim gerçekliğimle (gerçeklik olgum) baya zıt kutuplarda.Peki ya benim gerçekliğim ve bu olguya en yakın hissettiğim şeyler tam olarak neydi? İçimde var olan o boşluğu koca bir çöp yığınıyla çürüten aradığım şey neydi?
Kendi içime dönüyorum,bugüne kadar kurduğum yakınlıklarda ne kadar kendim olmayı başarabildim? Taktiksiz,dik başlı,asi ve bir o kadar da dümdüz biri olmanın getirdiği şeylerin sonunda da çoğu şeyin yüzeysel kaldığı bağ kuramama sorunlarına çıktığını düşünürsek, neydi benim gerçeklik olgum?Benim gerçeklik olgum, gerçek bir samimiyet, derin ve anlamlı bağlar kurmaktı.(Kamu spotu:İnsan dediğimiz canlı, sosyal bir varlık , sürekli değişim ve gelişim halinde. Kimseye ihtiyaç duymayacak hale gelene kadar kaç kere yalnız bırakılsa da yalnız yaşayamaz, anlamlı bağlar kuramazsa hastalanır ; sevilme ve anlaşılma ihtiyacınızı kendinize itiraf etmedikçe, kabullenmedikçe kendi içinde dengeye kavuşamama ihtimali artar.) Sosyal medya da bu taktiksel döngüler çokça yer bulduğu için, benim gerçeklik olgumla bağdaşan şeylerle, sosyal medyada bulunan bu yöntemler baya ters düşüyor.
Bugüne kadar kurduğum yakınlıklar aslında kafamın içinde kurmuş olduğum potansiyel profillerin bir yansıması olarak görüyorum.Kurduğum bu potansiyel profiller ise, hayatımdaki doğru insan,doğru arkadaşlıkla eş değer.Hayatımdaki duygusal anlamdaki ihtiyaçlarım hep arkadaşlık,dostluk üzerine olduğu için bir arkadaşlıkta,dostlukta aranılan özellikler neyse, enerjimin tuttuğu insanları direkt bu potansiyel profillerle eşleştiriyorum.Kafamda kurduğum potansiyel profillere uymadıklarında ise sağlıklı şekilde ayrılıyor o yollar.
Çok fazla insan çeşitli oyunlardan hilelerden bahsediyor insan ilişkileri için ama kimse gerçek, derin bir iletişim için hangi adımları atman gerektiğinden bahsetmiyor.Kendin olmanın ve bu şekilde kabul görebileceğinin gerçek bir samimiyetin ancak böyle olabileceğinden bahsetmiyor.Taktiklerin işe yaradığını varsayalım, bu taktiklerin sonucunda doyum sağlayabileceğin duygusal bir ilişki içerisinde olabilecek misin? Yoksa kısa süreli yüzeysel heyecanlar mı olacak?
Zamanımı ve enerjimi bu tarz taktiklere ayırmak bunları öğrenmek yerine, sağlıklı ilişki kurma becerilerini öğrenmek için ayırıyorum.Çünkü zamanım,sohbetim,enerjim ve senelerimi verip ışıl ışıl parlattığım zihnim kısacası kendime verdiğim değer bu taktiklerinde çok ötesinde ve önemli.🌸✨ 
İnandığım hikayelerin manzaralarında güneşi batırmaya devam ediyorum.✨🕊
"Ruhunda bir güzellik yeşert, tüm baharlar kalbine hayran kalsın.Gönlünden bir dua et, dünya hep arkanda kalsın."🪄🤍

Yorumlar

  1. Son bitiş cümlesi o kadar iyi ki kalemine sağlık 🤍✨

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

CHERUB 👼

Cherub: İbranice kökenli (kerubi) Tevrat’ta, İncil’de Tanrı’nın tahtının hemen yakınında yer alan yüksek mertebeli melekler. Rönesans tablolarında ise melek yüzlü çocuk figürleri. Masumiyetin, korunmanın ve sevginin simgesi. Yani, kısa kesmek gerekirse, hayatın “düşerken bile zarif” hali. Sana hiçbir zaman söyleyemediklerim var ama artık söylemem gerekenleri, sen duymasan bile ben duymalıyım. Bu satırları sana değil, içimde sana ayrılmış o sessiz ama derin yere yazıyorum. Her tanışıklığın bir veda anlamı taşıdığı yaşlarda, bazen bir randevudan ibarettir insanın günü ben sana yetişmeye çalışırım. Bazen hayat bir oyuncak dükkanına benziyor. Rengarenk, çocukluğuna seslenen, her rafında umutla gülümseyen bir hayal gibi ama o dükkandan çıktığında elinde taşıdığın şey aslında en kırılgan halin oluyor. Çocukken dokunamadığın o en üst raftaki oyuncaklar gibi; büyüyorsun ama hala uzanamıyorsun. Ve evet, hala uzanmak istiyorsun.  O gün, o Toyzz Shop’un önünden geçerken içimde tuhaf bir kıpır...

İÇ DÖKME SEANSI: AİDİYET VE REKABET

Hayatta kalabilmenin canlılık özelliklerinden olan adaptasyon ve rekabet.  Adaptasyon, aitlik, var olabilmek, var olduğun yerde kabulünün onay arayışı; bir yere uyum sağlamanın oraya ait olduğunu göstermediği gerçeği. Bu biraz da kabul görme,onaylanma kaygısına kapılmadan ne kadar kendin olabildiğinle alakalı bir durum. Aidiyet duygusunun içinde bıraktığı o boşluğun peşinden şehirden şehre taşınmak, bu duygunun bıraktığı boşluğu tamamlamaya çalışmak. Nasıl olsa buraya aidiyet duygum yok deyip bağını kolaylıkla koparabileceğin, kendin gibi zayıf bağlar kurabileceğin insanlarla anlamlı bağlar kurabileceğini sanmak. Sonrasında "Ben neden aynı insanlarla aynı döngüde sınanıyorum?" diye diye sihirli değnek beklemek. Aslında tamamlamaya çalıştığın şey, ne şehirden şehre taşınmak ne de uyum sağlamak. Kendinle olan ilişkinin yansımasını bir boşluk metaforunda görüyorsun ve kendin bu boşlukta sorumluluk almayı kabullenmedikçe, bu boşluğun peşinden savrularak geçip giden yıllar olduğ...