Ana içeriğe atla

17 EYLÜL 2023 🎁


"Bu şehir koparmak istiyor beni özlemlerimden, yorgunum çünkü yorgunluğumun yaşamak gibi bir anlamı var,yine de yaşamaktan duyduğum mutluluğun tadına düşmanlarım ulaşamazlar"

Son günlerde gayet düzenli uyku düzenim olmasına rağmen sabahları "dayak yemiş" misali kemik-eklem ağrıları ve iyice özgürlüğünü ilan etmiş göz altlarımla selamlıyoruz güneşi.Yorgun uyuyup, yorgun uyanmak bu döngü hayat kalitemi o kadar etkiliyor ki Allah sirkadien ritmime zeval vermesin gerçekten.Sirkadien ritmimi de kem gözlerden koruduğuma göre ihtiyacım olan enerjiyi kendimde nasıl bulamıyorum oynat bakalım.Literatüre yeni bir "yorgunluk" tanımı eklenmek üzere.İhtiyacım olan enerjiyi kendimde bulamama haline yorgunluk diyebilirim.Belki de son zamanlarda yorgun hissetmemin sebebi sürekli meşguliyetler bulmam (bunun getirdiği bir yoğunluk) kemik-eklem ağrıları ve iyice özgürlüğünü ilan etmiş göz altlarım değildir.Kendimi enerjik ve canlı hissettiren şeylerden mahrum bırakıyor da olabilirim.

SİRKADİEN (SİRKADİYEN) RİTM: UYKU-UYANIKLIK DÖNGÜSÜ, BİYOLOJİK SAAT.

KİTAP ÖNERİSİ: PROF. DR. SATCHIN PANDA - SİRKADİYEN KOD

Eskiden yaşadığım her olumsuzluğun kendime özeleştiri yapamadığımdan (kendimden) kaynaklandığını düşünürdüm.Sonra fark ettim ki bazı insanların kavgası kendisiyle çünkü olamadıkları her şeyden nefret ediyorlar.Kapısından giremedikleri okullardan, okuduklarında anlamadıkları kitaplardan,anlamlandıramadıkları sanattan, yaşayamadıkları özgürlükten (özgürlüğün en büyük düşmanı halinden memnun olan kölelerdir), başını dik tutmaktan bile.İyileştirmeleri gereken yaraları, çözmeleri gereken sorunları var.Biz sadece nesneyiz,sorun aslında öznenin kendisinde.Bu yüzden olumsuzlukları kişisel algılamıyorum artık.

İnsan dediğimiz sosyal bir varlığın insani ilişkiler üzerine evrimlerinin son aşamasının (özellikle iletişim konusunda) bencillik üzerine olduğunu düşünüyorum.Bencillik kimliğine o kadar bürünmüşler ki iletişimsel anlamda bile SOHBET BENCİLLİĞİ yapabiliyorlar.Sadece kendi hayatını anlatan, kendi sorunlarını paylaşan, ancak sizinle ilgili meseleleri dinlemeye gelince dikkati dağılan, konuyu dağıtan, mevzuyu yine kendine döndüren insanlar.Diyalog değil monolog bu.Canlı,kanlı bir iletişimsizlik örneği ve aradaki bağı belki de en çok yoran bir örnek bu.İletişim donanımlarının önemi de burada belli oluyor aslında.

Bununla birlikte,ifade etmek de ayrı bir yetenek, kendisini doğru ifade edemeyen insanların sebep olduğu bazı belirsizlikten kaynaklı yarım kalan duygular,bozulan dostluklar gördüm.Griliğin sebep olduğu eksik kalmışlıklar insanın ruhunu çürütüyor NETLİK ÖNEMLİ.

Kendine değer vermek spora gitmek, sağlıklı beslenmek, iyi giyinmek değildir. Bunları yapıp da toksik ilişki içinde olan, sınır koymakta zorlanan çok insan vardır. Kendinize değer vermek demek; duygusal olarak çok yoğun hissetseniz de size zarar veren birini bırakmak. Size yanlış yapan birine sessiz kalmak yerine bunu ifade etmek. Kararlar alabilmek, hata yapmaya izin vermek demektir. Bunlar, o anda yapması zor gelen şeylerdir. Çünkü kendinize değer vermek öncelikle kaygılarınızın üzerine gitmekle kendine şefkatle yaklaşabilmekle olur.

İletişim donanımları,kendini ifade edebilmek,net olabilmek özellikle evleneceğiniz kişinin iletişim kalıplarını oluşturmakta önem arz eder.Bununla birlikte, evleneceğiniz kişinin travmaları,hayata bakış açısı evin psikolojik atmosferini belirler. Çocuklarınız bu atmosferde büyüyecektir. Evlendiğiniz kişinin zihniyeti çocuklarınızı yetiştirecek; görünüşü ve maddiyatı değil; biraz da bu aydınlanmayı yaşayalım.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

CHERUB 👼

Cherub: İbranice kökenli (kerubi) Tevrat’ta, İncil’de Tanrı’nın tahtının hemen yakınında yer alan yüksek mertebeli melekler. Rönesans tablolarında ise melek yüzlü çocuk figürleri. Masumiyetin, korunmanın ve sevginin simgesi. Yani, kısa kesmek gerekirse, hayatın “düşerken bile zarif” hali. Sana hiçbir zaman söyleyemediklerim var ama artık söylemem gerekenleri, sen duymasan bile ben duymalıyım. Bu satırları sana değil, içimde sana ayrılmış o sessiz ama derin yere yazıyorum. Her tanışıklığın bir veda anlamı taşıdığı yaşlarda, bazen bir randevudan ibarettir insanın günü ben sana yetişmeye çalışırım. Bazen hayat bir oyuncak dükkanına benziyor. Rengarenk, çocukluğuna seslenen, her rafında umutla gülümseyen bir hayal gibi ama o dükkandan çıktığında elinde taşıdığın şey aslında en kırılgan halin oluyor. Çocukken dokunamadığın o en üst raftaki oyuncaklar gibi; büyüyorsun ama hala uzanamıyorsun. Ve evet, hala uzanmak istiyorsun.  O gün, o Toyzz Shop’un önünden geçerken içimde tuhaf bir kıpır...

İÇ DÖKME SEANSI: AİDİYET VE REKABET

Hayatta kalabilmenin canlılık özelliklerinden olan adaptasyon ve rekabet.  Adaptasyon, aitlik, var olabilmek, var olduğun yerde kabulünün onay arayışı; bir yere uyum sağlamanın oraya ait olduğunu göstermediği gerçeği. Bu biraz da kabul görme,onaylanma kaygısına kapılmadan ne kadar kendin olabildiğinle alakalı bir durum. Aidiyet duygusunun içinde bıraktığı o boşluğun peşinden şehirden şehre taşınmak, bu duygunun bıraktığı boşluğu tamamlamaya çalışmak. Nasıl olsa buraya aidiyet duygum yok deyip bağını kolaylıkla koparabileceğin, kendin gibi zayıf bağlar kurabileceğin insanlarla anlamlı bağlar kurabileceğini sanmak. Sonrasında "Ben neden aynı insanlarla aynı döngüde sınanıyorum?" diye diye sihirli değnek beklemek. Aslında tamamlamaya çalıştığın şey, ne şehirden şehre taşınmak ne de uyum sağlamak. Kendinle olan ilişkinin yansımasını bir boşluk metaforunda görüyorsun ve kendin bu boşlukta sorumluluk almayı kabullenmedikçe, bu boşluğun peşinden savrularak geçip giden yıllar olduğ...

GERÇEKLİK OLGUSUNA BİR İÇ ÇEKİŞ

Kendi hayatımda "gerçeklik olgumu" sorguladığım ve gerçeğe en yakın hissettiğim şeylerin çarpışması sonucu yine overthinkistan'a yapılan o yolculuk. İletişim çeşitleri arttıkça, insan ilişkilerinin kalitesi de azalıyor.Çünkü seçenek çok, bir tıkla daha iyisi daha güzeli hep var.Taktik var.Kurmaya çalıştığın bağlarda, eğer aradığın şey taktik ve kısa süreli heyecanlar ise bu oyunlar belki bu taktikler işine yarayacaktır.Bu taktikler döngüsü, benim gerçekliğimle (gerçeklik olgum) baya zıt kutuplarda.Peki ya benim gerçekliğim ve bu olguya en yakın hissettiğim şeyler tam olarak neydi? İçimde var olan o boşluğu koca bir çöp yığınıyla çürüten aradığım şey neydi? Kendi içime dönüyorum,bugüne kadar kurduğum yakınlıklarda ne kadar kendim olmayı başarabildim? Taktiksiz,dik başlı,asi ve bir o kadar da dümdüz biri olmanın getirdiği şeylerin sonunda da çoğu şeyin yüzeysel kaldığı bağ kuramama sorunlarına çıktığını düşünürsek, neydi benim gerçeklik olgum? Benim gerçeklik olgum, gerçek...