Ana içeriğe atla

27 🎀🪄


27 yaş... her tanışıklığın bir veda anlamı taşıması diğer yandan gerçekleştiremediğim kendimin yasını tutmak, alışkanlıklarımın bile yavan gelmesi, hayatın içinde sıkışıp kalmış olmanın çığlıkları

Biri/birilerinin hayatında ana karakter olamamak.Çünkü varlığından hep "en emin olunan kişi bendim" İnsanların hayatlarında belli bir süre, belli bir nedenden dolayı yollarımızın kesiştiğinin farkındayım.Alıştım da buna, yoksa arkadaşlıklar,dostluklar mevsimlik işçi misali de olsa nasıl kurulacak, tesadüflere de inanmadığımı varsayarsam tabi.Sonuçta bir ömür boyu "aynı sevgide,aynı hayatlarda" kalacak değilim.Bir şekilde insan sirkülasyonu oluyor hayatımda, hepsi de bir şeyler öğretip çıkıyorlar o yüzden kimseye kırgın ya da kızgın değilim varlıklarına/yokluklarına teşekkürler.

Büyüdüm de aslında 27 yaşındayım ama bu sefer ki burukluk ve kariyer anlamındaki belirsizlik üretkenliğimi o kadar azaltıyor ki, şu an yapmak istediğim tek şey annemin dizine yatıp saçlarımla oynaması.Gerçi annem bunu yapacak biri de değil,büyüdün artık çocuk musun der.Bir şeyleri istemek zorunda kalmadan sevilebilmek çok tuhafıma gidiyor.Sürekli insanlara "beni nasıl sevmesi" gerektiğini anlatmaktan yoruldum.Sevilebilir olmama dair kanıtlar aramaktan içsel huzur dengemi sağlayamamaktan yoruldum.Kötü geçen günün akşamında, insan kendisini içten dinleyen ve anlaşıldığını hisseden bir çift göze bakıp "bir fotoğrafın rüyası" misali ben artık çok yoruldum,biraz dinlenebilir miyim demek istiyor.Hayır hayatı izlemeye gelmedim,hakkını vererek hakkettiğim şekilde yaşamak benim mottom zaten.

Herkesin bir geçiş dönemi,iyileşme ve keşfetme dönemleri oluyor.Bu dönemlerde layığıyla üstüme düşeni yapıyorum.Hatta bizzat bu dönemlerle kendimin bile sınandığı zamanlar oluyor.Bu dönemleri "döngüyü kırmak" adına bir fırsat olarak da görebiliyorum.Kabuk misali duvar da örebiliyorum.Bunu neden yapıyorum? diye kendime sorduğumda, köken ailemde geçirdiğim bu geçiş dönemlerindeki bu duygusal dalgalanmaların bir karşılığı olmadığını farkettim.Gönül penceremiz çok eskilerden beri başka kulvarlarda aslında.Fizyolojik olarak ergenliğin 25 yaşına kadar sürdüğünü düşünürsek, son 2 senedir aslında fizyolojik olarak yetişkinim.Yetişkinlik de ise ipler tamamen senin elinde, çünkü arkadaşlıklarım seçilmiş ailem oluyor ve ben seçtiğim için de ekstra değerli.Diğer türden insan dediğimiz canlı, sosyal bir varlık ve 25 yaşına kadar heybemi neyle doldurduysam yetkinliklerimi yetişkinlik hayatımda da devam ettirmiş olacağım.Ben buyum değişemem,böyle gördüm yapım bu demiyorum proaktif davranış geliştiriyorum.Çünkü nöroplastisite, psikolojik düzeyde, bireyin deneyimleri, öğrenmeleri ve çevresel etkileşimleri sonucunda beyin yapılarının ve işlevlerinin değişebilme kapasitesidir. Bu süreç, zihinsel esneklik, öğrenme, hafıza oluşumu ve iyileşme gibi psikolojik işlevlerin temelini oluşturur. Ayrıca, genetik yatkınlıklarımız da nöroplastisiteyi etkileyebilir; bazı bireylerin beyinleri, genetik özellikleri sayesinde, öğrenme ve adaptasyon süreçlerinde daha hızlı ve etkili değişim gösterebilir.


"Özgür bir hayatın en büyük ilkelerinden biri sürekli yeni bir çevre edinmektir. Aksi halde son kullanma tarihi geçmiş ilişkileriniz sizi kontrol etmeye, düşüncelerinizi yönetmeye, üzerinizde görünmez baskı kurmaya başlar. Alternatif dünyalarınız özgürlüğünüzün kaynağıdır." 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

CHERUB 👼

Cherub: İbranice kökenli (kerubi) Tevrat’ta, İncil’de Tanrı’nın tahtının hemen yakınında yer alan yüksek mertebeli melekler. Rönesans tablolarında ise melek yüzlü çocuk figürleri. Masumiyetin, korunmanın ve sevginin simgesi. Yani, kısa kesmek gerekirse, hayatın “düşerken bile zarif” hali. Sana hiçbir zaman söyleyemediklerim var ama artık söylemem gerekenleri, sen duymasan bile ben duymalıyım. Bu satırları sana değil, içimde sana ayrılmış o sessiz ama derin yere yazıyorum. Her tanışıklığın bir veda anlamı taşıdığı yaşlarda, bazen bir randevudan ibarettir insanın günü ben sana yetişmeye çalışırım. Bazen hayat bir oyuncak dükkanına benziyor. Rengarenk, çocukluğuna seslenen, her rafında umutla gülümseyen bir hayal gibi ama o dükkandan çıktığında elinde taşıdığın şey aslında en kırılgan halin oluyor. Çocukken dokunamadığın o en üst raftaki oyuncaklar gibi; büyüyorsun ama hala uzanamıyorsun. Ve evet, hala uzanmak istiyorsun.  O gün, o Toyzz Shop’un önünden geçerken içimde tuhaf bir kıpır...

İÇ DÖKME SEANSI: AİDİYET VE REKABET

Hayatta kalabilmenin canlılık özelliklerinden olan adaptasyon ve rekabet.  Adaptasyon, aitlik, var olabilmek, var olduğun yerde kabulünün onay arayışı; bir yere uyum sağlamanın oraya ait olduğunu göstermediği gerçeği. Bu biraz da kabul görme,onaylanma kaygısına kapılmadan ne kadar kendin olabildiğinle alakalı bir durum. Aidiyet duygusunun içinde bıraktığı o boşluğun peşinden şehirden şehre taşınmak, bu duygunun bıraktığı boşluğu tamamlamaya çalışmak. Nasıl olsa buraya aidiyet duygum yok deyip bağını kolaylıkla koparabileceğin, kendin gibi zayıf bağlar kurabileceğin insanlarla anlamlı bağlar kurabileceğini sanmak. Sonrasında "Ben neden aynı insanlarla aynı döngüde sınanıyorum?" diye diye sihirli değnek beklemek. Aslında tamamlamaya çalıştığın şey, ne şehirden şehre taşınmak ne de uyum sağlamak. Kendinle olan ilişkinin yansımasını bir boşluk metaforunda görüyorsun ve kendin bu boşlukta sorumluluk almayı kabullenmedikçe, bu boşluğun peşinden savrularak geçip giden yıllar olduğ...

GERÇEKLİK OLGUSUNA BİR İÇ ÇEKİŞ

Kendi hayatımda "gerçeklik olgumu" sorguladığım ve gerçeğe en yakın hissettiğim şeylerin çarpışması sonucu yine overthinkistan'a yapılan o yolculuk. İletişim çeşitleri arttıkça, insan ilişkilerinin kalitesi de azalıyor.Çünkü seçenek çok, bir tıkla daha iyisi daha güzeli hep var.Taktik var.Kurmaya çalıştığın bağlarda, eğer aradığın şey taktik ve kısa süreli heyecanlar ise bu oyunlar belki bu taktikler işine yarayacaktır.Bu taktikler döngüsü, benim gerçekliğimle (gerçeklik olgum) baya zıt kutuplarda.Peki ya benim gerçekliğim ve bu olguya en yakın hissettiğim şeyler tam olarak neydi? İçimde var olan o boşluğu koca bir çöp yığınıyla çürüten aradığım şey neydi? Kendi içime dönüyorum,bugüne kadar kurduğum yakınlıklarda ne kadar kendim olmayı başarabildim? Taktiksiz,dik başlı,asi ve bir o kadar da dümdüz biri olmanın getirdiği şeylerin sonunda da çoğu şeyin yüzeysel kaldığı bağ kuramama sorunlarına çıktığını düşünürsek, neydi benim gerçeklik olgum? Benim gerçeklik olgum, gerçek...