27 yaş... her tanışıklığın bir veda anlamı taşıması diğer yandan gerçekleştiremediğim kendimin yasını tutmak, alışkanlıklarımın bile yavan gelmesi, hayatın içinde sıkışıp kalmış olmanın çığlıkları
Biri/birilerinin hayatında ana karakter olamamak.Çünkü varlığından hep "en emin olunan kişi bendim" İnsanların hayatlarında belli bir süre, belli bir nedenden dolayı yollarımızın kesiştiğinin farkındayım.Alıştım da buna, yoksa arkadaşlıklar,dostluklar mevsimlik işçi misali de olsa nasıl kurulacak, tesadüflere de inanmadığımı varsayarsam tabi.Sonuçta bir ömür boyu "aynı sevgide,aynı hayatlarda" kalacak değilim.Bir şekilde insan sirkülasyonu oluyor hayatımda, hepsi de bir şeyler öğretip çıkıyorlar o yüzden kimseye kırgın ya da kızgın değilim varlıklarına/yokluklarına teşekkürler.
Büyüdüm de aslında 27 yaşındayım ama bu sefer ki burukluk ve kariyer anlamındaki belirsizlik üretkenliğimi o kadar azaltıyor ki, şu an yapmak istediğim tek şey annemin dizine yatıp saçlarımla oynaması.Gerçi annem bunu yapacak biri de değil,büyüdün artık çocuk musun der.Bir şeyleri istemek zorunda kalmadan sevilebilmek çok tuhafıma gidiyor.Sürekli insanlara "beni nasıl sevmesi" gerektiğini anlatmaktan yoruldum.Sevilebilir olmama dair kanıtlar aramaktan içsel huzur dengemi sağlayamamaktan yoruldum.Kötü geçen günün akşamında, insan kendisini içten dinleyen ve anlaşıldığını hisseden bir çift göze bakıp "bir fotoğrafın rüyası" misali ben artık çok yoruldum,biraz dinlenebilir miyim demek istiyor.Hayır hayatı izlemeye gelmedim,hakkını vererek hakkettiğim şekilde yaşamak benim mottom zaten.
Herkesin bir geçiş dönemi,iyileşme ve keşfetme dönemleri oluyor.Bu dönemlerde layığıyla üstüme düşeni yapıyorum.Hatta bizzat bu dönemlerle kendimin bile sınandığı zamanlar oluyor.Bu dönemleri "döngüyü kırmak" adına bir fırsat olarak da görebiliyorum.Kabuk misali duvar da örebiliyorum.Bunu neden yapıyorum? diye kendime sorduğumda, köken ailemde geçirdiğim bu geçiş dönemlerindeki bu duygusal dalgalanmaların bir karşılığı olmadığını farkettim.Gönül penceremiz çok eskilerden beri başka kulvarlarda aslında.Fizyolojik olarak ergenliğin 25 yaşına kadar sürdüğünü düşünürsek, son 2 senedir aslında fizyolojik olarak yetişkinim.Yetişkinlik de ise ipler tamamen senin elinde, çünkü arkadaşlıklarım seçilmiş ailem oluyor ve ben seçtiğim için de ekstra değerli.Diğer türden insan dediğimiz canlı, sosyal bir varlık ve 25 yaşına kadar heybemi neyle doldurduysam yetkinliklerimi yetişkinlik hayatımda da devam ettirmiş olacağım.Ben buyum değişemem,böyle gördüm yapım bu demiyorum proaktif davranış geliştiriyorum.Çünkü nöroplastisite, psikolojik düzeyde, bireyin deneyimleri, öğrenmeleri ve çevresel etkileşimleri sonucunda beyin yapılarının ve işlevlerinin değişebilme kapasitesidir. Bu süreç, zihinsel esneklik, öğrenme, hafıza oluşumu ve iyileşme gibi psikolojik işlevlerin temelini oluşturur. Ayrıca, genetik yatkınlıklarımız da nöroplastisiteyi etkileyebilir; bazı bireylerin beyinleri, genetik özellikleri sayesinde, öğrenme ve adaptasyon süreçlerinde daha hızlı ve etkili değişim gösterebilir.
"Özgür bir hayatın en büyük ilkelerinden biri sürekli yeni bir çevre edinmektir. Aksi halde son kullanma tarihi geçmiş ilişkileriniz sizi kontrol etmeye, düşüncelerinizi yönetmeye, üzerinizde görünmez baskı kurmaya başlar. Alternatif dünyalarınız özgürlüğünüzün kaynağıdır."

Yorumlar
Yorum Gönder