Ana içeriğe atla

----



27 KASIM 2024 ÇARŞAMBA

"Hayatın hakkını vererek yaşama mottosu"
Hakkettiğim ve arzuladığım hayata kavuşmanın heyecanı.Bir şeyler net olunca nasıl da ışıl ışıl parlıyorum.Bu sefer ışıltı yok maalesef biraz hüzünlü,biraz uzaklık var.Hayata karşı tatminsizlik bunun getirdiği isyan etme senfonisi,dışarıdan ne kadar da sakin bir sinir sistemim varmış gibi duruyor.Normal insan gibi hayata devam ediyorum ama zihnim maalesef bir sitcom dizisinde senfoni orkestrasına eşlik ediyormuş gibi.Zihnim kalabalık ama hayatımda herhangi küçük bir hedefime ulaşsam o başarı duygusu için yaşıyorum ve zihnim adeta berraklaşıyor.Zihni son günlerde duygusal karmaşalarından çıkamamış insanın çevresine karşı neden tatminsizlik duygusu yaşar ki? Başarı hazzı ve onu romantize ediyor oluşumu tebrik eder, en kısa zamanda darısı tatminsizlik duygusuna da vesile olması dileğiyle.

Kendimi geliştirmeye dair bir süreç ya da bir olgu var diyelim. Radikal olsun bu durumun adı. Radikal durumunun sonucunun neye varacağını,neler yapacağını,nasıl verimli ve etkili geçireceğini biliyorsun ama senin bu Radikal durumunun sonuna varman için, diğer insanlarla rekabet,daha fazla çaba,daha fazla zaman,tüm hayat koşullarının tamamen sana uyması gerekir. Yani şansının yaver,bahtının açık,nasibinin seni bulması gerekiyor.Diğer insanlarla rekabet etmek konusunda ise senin kılı kırk yararak yaptığın şeyler bir başkasının çabalamasına bile gerek kalmadan önüne sunulabiliyor.Senden esirgenen ne varsa zaten onun hayatında olabiliyor.
En azından kendi çabasızlığıma kırgın kalmamış oluyorum,denedim gördüm,olmuyorsa daha iyisi benim için hazırlandığındandır deyip geçiyorum. Ama nereye kadar bu düzen? "Düzen bugünün aynısı ve içimde kin birikir."

Sürekli bir şeylere karşı hakkımı alabilmek için mücadele etmekten o kadar yoruldum ki.Umarım "Mücadelen kadardır,saygınlığın artısı" dedikleri gerçektir yoksa soft girl oluşum, sad girl olarak güncelleme gelebilir. Kendi potansiyelimi doğru yansıtabileceğim şeylerin bana bu kadar uzak olması, her şeyin verimsiz gelmesi.Yaz gecesi duygusallığını atlattım şimdi ise kış yalnızlığı içerisinde, daha üretken ve verimli sohbetlerin hayatıma ışık olması dileğiyle.

2 KASIM 2024 CUMARTESİ
Madem bana verilmeyecek bazı şeyler aklımdan çıkarılsın. Başkalarının nasibinde gözüm yok ama insan niye bana da nasip olmuyor diye düşünmüyor değil.26 yaşımın sonlarına doğru yaklaşırken, bu yaşıma kadar edindiğim yetkinliklerimin "birer çöp oluşunu" izlediğim başka bir dönem olmamıştı.Tabi bunlarda değişimin-dönüşümün bir parçasıdır ama sürekli mücadele ediyor oluşumun, kontrol manyaklığımın (saat takıntısı) ruhen yıpranma payını da eklersem içime kapandım ve yazıya dökecek halim kalmadı.

Bugüne kadar fikir ayrılıklarının olduğu, sağlıklı sınırlar çizmesen suistimale (baskıya) açık olduğun ve seni kıymetli hissettirecek şeylerden izole olduğunu anlayınca uzaklara kaçıyorsun aslında, belki bir kaçış belki kurtuluş.Sen onları anlayacak kadar büyüdün, onlar ne zaman seni anlayacak kadar büyüyecek?

Bir süredir öfke halindeyim (ülkenin hali protest damarlarımı tetiklese de) en son "son 1 kez yüzleşsem ya" öfkesiyle durumu aştığımı düşünüyordum ama aşamamışım.Öfke duymak, nefret etmek de bir duygu tamam da, hala (cinsiyet farketmiyor) bir insana öfke duymak bile onunla olan bağın duygusu ve ben artık özgürleşmek istiyorum."Sayfalarca yazardım da bir cümleyle kestim"

Bir insanı zorla nazik yapamazsın, görmediği görgüyü sen öğretemezsin, düşünmediklerini sen düşündüremezsin, kalbini sen güzelleştiremezsin, nezaketi içinden gelir. "Kaslar yoruldukça sağlamlaşır.Kalp de bir kas dokudur" 

Sürekli şart kipiyle konuşan, şunu yaparsan bunu öyle yaparız.Hayır seninle iletişimimin bağımın devam etmesi için neden senin kurduğun şart cümlelerine bağlı.Kimsin ki? Kendi halimin yansıması bu olmamalı çünkü benim böyle bir yansımam yok.

Hayatın hakkını vererek yaşamayı öğrendiğim bir sene, örümceksi hislerimin de hakkını yemeyeyim.
Her yaşımda var olan hayatımın güzelliklerine daha çok odaklandığım,ışığım bol,parıltım yüksek,en önemlisi de hakkettiğim o hayatı kendime çekiyorum.
Hissediyorum yakınlarda bir yerlerde ben hazır olduğumda o güzellikler de peşi sıra yanıma gelecek, diğer güzellikler gibi.
Doğru insanla bu yaşımda yollarımın kesişmesi dileğiylee 🫶🏻


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

CHERUB 👼

Cherub: İbranice kökenli (kerubi) Tevrat’ta, İncil’de Tanrı’nın tahtının hemen yakınında yer alan yüksek mertebeli melekler. Rönesans tablolarında ise melek yüzlü çocuk figürleri. Masumiyetin, korunmanın ve sevginin simgesi. Yani, kısa kesmek gerekirse, hayatın “düşerken bile zarif” hali. Sana hiçbir zaman söyleyemediklerim var ama artık söylemem gerekenleri, sen duymasan bile ben duymalıyım. Bu satırları sana değil, içimde sana ayrılmış o sessiz ama derin yere yazıyorum. Her tanışıklığın bir veda anlamı taşıdığı yaşlarda, bazen bir randevudan ibarettir insanın günü ben sana yetişmeye çalışırım. Bazen hayat bir oyuncak dükkanına benziyor. Rengarenk, çocukluğuna seslenen, her rafında umutla gülümseyen bir hayal gibi ama o dükkandan çıktığında elinde taşıdığın şey aslında en kırılgan halin oluyor. Çocukken dokunamadığın o en üst raftaki oyuncaklar gibi; büyüyorsun ama hala uzanamıyorsun. Ve evet, hala uzanmak istiyorsun.  O gün, o Toyzz Shop’un önünden geçerken içimde tuhaf bir kıpır...

İÇ DÖKME SEANSI: AİDİYET VE REKABET

Hayatta kalabilmenin canlılık özelliklerinden olan adaptasyon ve rekabet.  Adaptasyon, aitlik, var olabilmek, var olduğun yerde kabulünün onay arayışı; bir yere uyum sağlamanın oraya ait olduğunu göstermediği gerçeği. Bu biraz da kabul görme,onaylanma kaygısına kapılmadan ne kadar kendin olabildiğinle alakalı bir durum. Aidiyet duygusunun içinde bıraktığı o boşluğun peşinden şehirden şehre taşınmak, bu duygunun bıraktığı boşluğu tamamlamaya çalışmak. Nasıl olsa buraya aidiyet duygum yok deyip bağını kolaylıkla koparabileceğin, kendin gibi zayıf bağlar kurabileceğin insanlarla anlamlı bağlar kurabileceğini sanmak. Sonrasında "Ben neden aynı insanlarla aynı döngüde sınanıyorum?" diye diye sihirli değnek beklemek. Aslında tamamlamaya çalıştığın şey, ne şehirden şehre taşınmak ne de uyum sağlamak. Kendinle olan ilişkinin yansımasını bir boşluk metaforunda görüyorsun ve kendin bu boşlukta sorumluluk almayı kabullenmedikçe, bu boşluğun peşinden savrularak geçip giden yıllar olduğ...

GERÇEKLİK OLGUSUNA BİR İÇ ÇEKİŞ

Kendi hayatımda "gerçeklik olgumu" sorguladığım ve gerçeğe en yakın hissettiğim şeylerin çarpışması sonucu yine overthinkistan'a yapılan o yolculuk. İletişim çeşitleri arttıkça, insan ilişkilerinin kalitesi de azalıyor.Çünkü seçenek çok, bir tıkla daha iyisi daha güzeli hep var.Taktik var.Kurmaya çalıştığın bağlarda, eğer aradığın şey taktik ve kısa süreli heyecanlar ise bu oyunlar belki bu taktikler işine yarayacaktır.Bu taktikler döngüsü, benim gerçekliğimle (gerçeklik olgum) baya zıt kutuplarda.Peki ya benim gerçekliğim ve bu olguya en yakın hissettiğim şeyler tam olarak neydi? İçimde var olan o boşluğu koca bir çöp yığınıyla çürüten aradığım şey neydi? Kendi içime dönüyorum,bugüne kadar kurduğum yakınlıklarda ne kadar kendim olmayı başarabildim? Taktiksiz,dik başlı,asi ve bir o kadar da dümdüz biri olmanın getirdiği şeylerin sonunda da çoğu şeyin yüzeysel kaldığı bağ kuramama sorunlarına çıktığını düşünürsek, neydi benim gerçeklik olgum? Benim gerçeklik olgum, gerçek...