Bu yazıyı bir şeyler yolunda gitsin diye değil, yolun kendisiyle temas kurabildiğim nadir anlardan birinde yazıyorum; çünkü bazı dönemler vardır, ne tam başlamıştır ne de bitmiştir ve insan o arada kalmışlıkta kendini açıklamak ister ama kelimeler aceleye gelmez—benimki de tam olarak öyle bir zaman.
Geçen yıl bu zamanlar yine hayallerimi vision board'a asıyordum; iyi bir yönetici,verimli çalışma ortamı,destekleyici proje ortakları, uzun vadeli bir çalışma düzeni diliyordum ama bugün daha net görüyorum ki ben aslında hep sürdürülebilir bir hayat istedim, sadece çalışmak değil, kök salmak istedim.Bazı kapılar insan kapattığı için değil, zamanı dolduğu için kapanır ve benim hikâyemde de olan buydu. İşten ayrıldım—ayrıldım demek kolay ama içimde olan biteni tek kelimeyle anlatmıyor; beni zorlayan şey bir şeyin bitmesi değil, emek verdiğim bir sürecin ben hazırken elimden alınmış olmasıydı, bu yüzden bazen “ekmeğimle oynandı” diyorum ama bunu bir sitem değil, bir eşik cümlesi olarak kuruyorum. İlginçtir, tam da bu noktada içimde beklemediğim bir teslimiyet belirdi: Elimden geleni yaptıysam, bundan sonrası benim kontrolümde olmayabilirdi ve bu düşünce beni tembelleştirmedi, aksine yapılacakları tamamladığımda durabilme cesareti verdi. beklemek zor bir fiil ama beklemekle beklenmek arasında büyük fark var, ben beklenmeyi değil sürecin olgunlaşmasını bekliyorum.
Kalbinin ekmeğini yiyenler, kalplerini suistimal etmeyenlerdir. Kalbi açık tutmakla kalbi herkesin ayak bastığı bir yere dönüştürmek arasında ciddi bir fark var ve bunu ayırt etmeyi öğrenmek, büyümenin en sessiz ama en sert aşamalarından biri. Bazen diyorum ki eğer bu ayrılık şimdi olduysa, beni bir sonraki adıma hazırlayan bir tarafı vardır; belki ben hazırdım ama zemin değildi ya da zemin hazırdı ama ben daha fazlasını talep edecek kadar net değildim. Bu yazıyı bir umut manifestosu gibi okumak istemem; bu daha çok bir iç denge notu, kendime bir hatırlatma: Güvenmek hiçbir şey yapmamak değildir, güvenmek yaptıklarının arkasında durup sonucunu zorlamamaktır.
Ve belki de bu yıl bana şunu öğretti: Hayat, kalbini sürekli açıklayanları değil; kalbini tanıyıp sınır çizebilenleri ileri taşır. Her kapının kapanışı kayıp değildir, bazıları seni daha küçük odalarda sıkışmaktan kurtarır. Artık oldurmaya çalışmıyorum, ikna etmiyorum, kendimi anlatmak için fazladan cümle kurmuyorum. Çünkü biliyorum: Zamanı dolan hiçbir şeyde ısrar etmek kader değildir, alışkanlıktır. Ben alışkanlıklarımı değil, yönümü değiştiriyorum. Ve bu defa kimseye ispatım yok—kendim hariç.
Görmeyi öğrendiğinde dünyan sergiye dönüşüyor ✨️
Yorumlar
Yorum Gönder