Ana içeriğe atla

Kayıtlar

KOPTU KAYIŞ

Büyüyorum... Büyüdükçe farkındalıklarım da artıyor. Farklılıklara önyargıyla yaklaşmak yerine saygı duyup hoşgörüyle bakabiliyorum. Daha az eleştiriyorum insanları , daha çok empati kurmaya çalışıyorum. En önemlisi de anlamaya ve onları dinlerken anlaşıldıklarını hissettirmeyi seviyorum. Her zaman bu kadar ponçik bir insan olmuyoruz tabi ki , bazen parça ponçik olduğumuz zamanlarda oluyor. Parça ponçik olduğum zamanlarda sınır çizmekten hiç korkmuyorum , kaybedebileceğim hiçbir şeyim olmuyor belki de asıl özgürlük ve cesurluk burada başlıyor. Bu sınırdan sonra gözüm hiçbir şeyi görmüyor. Senelerimiz bile geçse , ben geçen zamandan çok , hissettiğim ve bana hissettirilen değerlerle yoluma devam etmeyi seçiyorum. Kısasa kısas , bana nasıl yaklaşılıyorsa öyle yaklaşıyorum. Bazen diyorum bugüne kadar yalnızlıkla, güvensizlikle , sevgisizlikle ve bir yere ait olma duygusunu hissetmeden yaşadın, bu duygularla sınandın. Seni en çok bu konuda sınayanları , yine kendin çok iyi biliyorsun. Ben k...

MEDENİYETİN VAHŞİ CEHALETİ

https://youtu.be/auGvpX3Khbg  (Sehabe - Medeniyetin Vahşi Cehaleti) https://youtu.be/EpPo5vjC2bE     (Hande Karacasu - Sessiz İstila kısa filmi) Irmağın akışına öldük, terörüne öldük, yanlış kararına, imar affına öldük. Euro-dolar indeksine öldük. Dostuna düşmanına öldük. Hepimiz asker doğduk, öldük. Bir öldük, bin dirildik ; bin öldük. Bir yaşayamadık şu dünyada. Biri ihale zenginiyken, servetine servet katarken diğerinin eline iş-aş yazarak intiharı bir çıkış yolu olarak görmesi , bir bebeğin altın ve pırlantalarla dolu bir hayata gözlerini açarken diğerinin mama bile bulamaması. Günde 2 saat çalışan cami imamının en az 5-6 bin tl alıp , 12 saat çalışan işçinin asgari ücret alması , tiyatro, konsere gidemeden , ülke göremeden bir arabaya sahip olamadan gençliğimizi hevesimizi yitiriyoruz , bir tarafta saraylarda yaşayanların paraşütle işe alınan çocukları , diğer tarafta günlük insani şartların altında 12-13 saat çalışan ailenin evlatları biz sizinle yarışamıyoruz. Enva...

ADALETSİZ BİR DÜNYADA MASUM OLSA BİLE ÖNCE KADIN ZULÜM GÖRÜR (AYBEN -YENİDEN)

Fiziksel ya da psikolojik şiddet uygulayan erkeğin kendi acizliğini örtmeye çalıştığını , erkeklerin reddedilmeye ve istenmemeye karşı tahammülsüz olduklarını öğrendim. Onlar da kadınların her şekilde ayakta durabildiklerini, onlarsız da yapabildiklerini öğrendi. Hayatının patronu olmaya niyetlenen adamlar kadınları öldürüyor, üstelik hayat arkadaşı olmadığı halde sonra deniyor ki iyi seçim yapın diyelim ki, iyi seçim yapamadık bunun bedeli öldürmek mi? yakılmak mı? dövülmek mi? İstemiyorum seni cümlesinin anlaşılmayan tarafı nedir? Kadınları eve kapatmaya, çalışmasını engellemeye parasını kazandıktan sonra men etmeye, bol bol çocuk doğurtup kendine bile bakamayacak hale getirmeye çalışan ve bu sisteme çanak tutanlar, erkeklik denen olguyu göklere çıkarıp kutsamaktan başka ne yaptı? Kadın cinayetlerini arttırmaktan başka ne işe yaradı? Özgecan yaşasaydı psikolog olacaktı. Münevver Karabulut, Çağla Çuğaltay ve Helin Palandöken öldürülmeseydi şimdi üniversitede hayallerinin peşinden koşu...

İÇ DÖKME SEANSI

BİR AÇILIŞ HİKAYESİ Kendi halinde sessiz sakin bir insanım. O kadar sessizim ki bazen bu sessizliğim iletişim anlamında can sıkıcı hale dönüşebiliyor. Belki de bu yüzden farklı bir şehir de senelerdir kendime yakın diyebileceğim bir arkadaşım olmamıştır. Katlanılmaz demeyelim de uzun vade de iletişimim sarmıyor sanırım gözlemlediğim bu. Ay canım o kadar da depresif değilim belli bir samimiyet oluştuğunda gözlerimin içi parlar enerjim tavan olur ışıltıma zaten laf söyletmem. Senelerdir bir deftere hayatımı etkileyen insanlar hakkında objektif yorumlarımı yazıyorum. Bazen annemin korkusuna her şeyi de yazamıyorum okur da üzülür diye.Kendimi çok yalnız hissettiğim ve kendime yakın herhangi bir insan evladının çevremde olmadığı zamanlardan geçiyorum.Şimdi anlatacağım şey aslında bu gerçekleşen olay da "neden blog açmıyorum senelerdir yazıyorum" dedirtti.Ve anonim olarak iddiasızca gerek önceden yazdığım gerekse günlük başıma gelenleri paylaşacağım bir platformum olsun istedim.Şim...

MUTLULUK GÜZELLEMESİ

Şirketlerde,kafelerde,yemek masalarında yaptığımız sohbetlerde şikayetlerimiz bir türlü bitmez.Mutsuzluğu vergilerin yükselmesine fiyatların artmasına gürültüye çevre kirliliğine bağlarız.Evet eveet bu sorunlarımıza çözüm bulmak için hiçbir şey yapmıyoruzdur.Muhtemelen şikayet etmek hoşumuza gidiyordur.Hatta bunlar da gerginlik ve stresi beraberinde getiriyordur.Kaçırdığımız bir detay vardır ki , stresin sebebi yaşadığımız olaylar değildir.O olayları nasıl anlamlandırdığımızdır.Kim bilir mutluluğun yolu asla değiştiremeyeceğimiz gerçeklere üzülmeye bırakıp mutlu olacağımız konulara yönelmektir. Mutsuzluğun insanı ayrıcalıklı yaptığını düşündüğümüz için (kendini mutlu hissetmeyi bayağılık,hırssızlık göstergesiymiş gibi gördüğümüzden) "ne kadar mutlusunuz" dediğimiz biri itiraz edebilir.İlkel kabilelerin günümüzdeki toplumlar gibi tartıştığı bir konu değildir bu.Hemen herkes çok az şeyi ve hatta hiçbir şeyi olmayan insanların her şeye sahip olma şansını yakalamış çalışkan insan...