Işık hızıyla blog yazma işini hayatıma kattığım gibi podcaste de merak sarmıyor değilim. Zaten insan kendi kendine, konuşa konuşa, laf lafı açıyor sohbetin koyuluğu çayla yarışır hale geliyor . Belki de kendimizle yaptığımız sohbet hiçbiriyle dönmüyordur. Hele bir de tek yaşıyorsanız bu verimli aktiviteyle güne başlamak, kaçınılmaz oluyor. Çünkü, dışarı çıkmanın bile içinden gelmediği kendini eve kapattığın zamanlarda, tek yaşamanın bir getirisi olarak kendinle kalıyorsun. Eğer sağlam bir psikolojin ve içsel huzurun, yıkılmayan duvarların varsa bu süreci en hasarsız sürede atlatabiliyorsun. Kendinle bile konuşmazsan, kendi sesini bile unutabiliyor, insan kendi sesine de yabancı kalabilir mi? O yastığa kafamı koyuyorum, evet diyorum doğdu güneşim bir tık depresifleşiyorum kafamda kuruyorum güzel bir senaryo, sağlam bir çöküntü modumu yakalıyorum. Üstüne limonlu sirkeli suyla güne başlayarak olumlama yapmayı ihmal etmiyoruz tabi ki değil mi? Ödüm kopuyor güneşi selamlamadan gü...
Biraz hüzünlü, biraz uzak, part time içini döker ✍🏻 🕊 Farkındalıklarımız mutluluklarımıza köprü olması dileğiyle