Ana içeriğe atla

Kayıtlar

PODCASTLEYEMEDİM

Işık hızıyla blog yazma işini hayatıma kattığım gibi podcaste de merak sarmıyor değilim. Zaten insan kendi kendine, konuşa konuşa, laf lafı açıyor sohbetin koyuluğu çayla yarışır hale geliyor . Belki de kendimizle yaptığımız sohbet hiçbiriyle dönmüyordur. Hele bir de tek yaşıyorsanız bu verimli aktiviteyle güne başlamak, kaçınılmaz oluyor. Çünkü, dışarı çıkmanın bile içinden gelmediği kendini eve kapattığın zamanlarda, tek yaşamanın bir getirisi olarak kendinle kalıyorsun. Eğer sağlam bir psikolojin ve içsel huzurun, yıkılmayan duvarların varsa bu süreci en hasarsız sürede atlatabiliyorsun. Kendinle bile konuşmazsan, kendi sesini bile unutabiliyor, insan kendi sesine de yabancı kalabilir mi?  O yastığa kafamı koyuyorum, evet diyorum doğdu güneşim bir tık depresifleşiyorum kafamda kuruyorum güzel bir senaryo, sağlam bir çöküntü modumu yakalıyorum. Üstüne limonlu sirkeli suyla güne başlayarak olumlama yapmayı ihmal etmiyoruz tabi ki değil mi?  Ödüm kopuyor güneşi selamlamadan gü...

Bugünlerden geriye bir yarına gidenler kalır , bir de yarınlar için direnenler

Her güne aynı enerji aynı yaşama tutkusuyla başlayamadığımız sabahlar olabiliyor. Bu da öyle bir sabahtı. Günlerdir sanki şafak sayıyormuşum gibi gelmeyen o uykular, beynimin içinde mekanizma varmış gibi durduramadığım düşünceler ve bunları tetikleyen iç sesim , farkında olmadan boşluğa dalarken bile tetiklediğini hissettiğim nesneler, olaylar, yeme düzensizliğinin getirdiği iştah bozuklukları, gözümdeki ışık sönmüşte kara da boğuluyormuşum hissi var. Hayatın olağan akışı devam ederken tutturamadığım düzenim ve iyice diplere çekilen akademik hevesim. İçsel anlamda iyice yıkılmış, içim çürümüş gibi. Yıkılmadım ama ayakta da değilim diyemiyorum. Çünkü bir sarsılma hali var. Bütün bunlarla birlikte, gece doğru dürüst uyuyamadığım için yorgun, açık pencereden sırtıma esen rüzgar yüzünden tutuk, güneşin doğuşunu kaçırdığım için de sersem gibi hissediyordum kendimi. Ödüm kopuyor güne limonlu-sirkeli su içmeden ve güneşi selamlamadan başlayacağım diye (!) neyse gecenin kasveti geriye...

Özgürlüğe Adanmış Bir Ömür

Sanki hep, ulaşabilmek için uzaktan bakıp iç çektiklerimin dışında kalacağım. Sanki hep iç çekişler birikintisi olacağım. Hiçbir şeyin yolunda gitmediği zamanlarda ağlayacak bir kişinin bile olmaması ikinci bir ağlama sebebidir. Hem herkesin koştuğu ilk kişisin, hem de en çok yalnız bırakılan ama halledersin ben böyle inandım.  "Her şey, herkes senden bıkabilir ve seni bırakabilir ama kariyerin asla" ideallerim, hedeflerim, hayallerime tutunabilmeyi sağlayan o hayat mottosu. Geleceğimi bunun üzerine inşa ediyorum desem yalan olmaz. Ama bir şeyler ters gitti yapmak istediklerim, yaptıklarıma o kadar uzak hissediyorum ki kendimi , eskisi kadar konuşasım yok, ne hissettiğimden bahsedesim yok, kimseyi merak etmiyorum, hiçbir şey ilgimi çekmiyor. Belki diyorum kendimle kalmak, bir şeylere iyi gelebilir toparlayabilirim o gücü bulabilirim diyorum ama kendimi de bulamıyorum. Yetişkin bir birey olmanın getirdiği şeylerin başında ,kolumu kaldıracak enerjim ve moral-motivasyonum olmad...

İÇ DÖKME SEANSI PARTİSİ

Son birkaç yıldır hayatımı etkileyen insanlara karşı , acaba çocukluktan beri tanıyor olsaydık birbirimizi nasıl bir hayatım olurdu ? kendimden büyük ya da küçük fark etmiyor bunları demekten kendimi alamıyorum. Son zamanlarda dilime pelesenk ettiğim "birlikte büyümek veya büyüdüğünü görmek" kavramı hayatımda baya yer etmiş durumda. Belki de kendi içimde bir şeylere geç kalmış olma hissine kapılarak böyle düşünüyorumdur. Belki de değer vermeye, samimiyetine inandığım, yakınlıklarıyla hayatıma iyiliklerle dokunduğunu hissettiğim insanlara karşı geç kaldığımı ve geç tanıştığımızı düşünüyorumdur. Belki de onca senenin çalışma yorgunluğuna, akademik kaygıyla birlikte girilen streslere, daha sayısız bir sürü şeylere yeterince tanıklık edememenin burukluğu vardır içimde bir yerlerde.  2018'den sonra gerçekten de kaliteli, vizyon sahibi insanlarla tanıştığımı düşünüyorum. En azından cümlenin sonuna nokta koyar gibi küfür kullanmayan, küfürsüz iki kelimeyi bir araya getirebilen ...

RUH HUZUR , ZİHİN HAREKET İSTER

Dünyanın en önemli şeyinin ne statünüz, ne çevreniz , ne de isminiz değil de , mental sağlığınız olduğunu anladığınızda, ve hayatınızdaki bazı toksik şeylerin varlığını, sağlığınızı etkileyecek seviyeye gelmeden anlayamamakla birlikte, bedeninizi sağlıkla besler gibi ruhunuzu da doğru insan, doğru his ve tespitlerle beslemenin önemini idrak ediyorsunuz.  "Aynı düşüncedeki insanlar ruhunuza, farklı düşüncedeki insanlar zihninize iyi gelir. Çünkü ruh huzur, zihin hareket ister." (Umut Vera Tuna)  Huzur seviyenizin, belirli bir eşiğin altında olmasıyla verimli bir hayat süremeyeceğinizi, hayallerinizin peşinden yürüyemeyeceğinizi, güven dolu iletişim ve ilişkiler şöyle dursun , kaos ve kargaşa dolu bir hayatın ortasında bir çıkmaz yola düşebilme ihtimalinizi daha net görüyorsunuz. Ne kadar çıkmaza girilse de "o yol sana eşlik edenlerle" daha çekilesi oluyor. O yüzden ne kadar mental sağlık açısından en dibi gördüğüm zamanlar da bile  "Sen kendine yetersin" ,...

KOPTU KAYIŞ

Büyüyorum... Büyüdükçe farkındalıklarım da artıyor. Farklılıklara önyargıyla yaklaşmak yerine saygı duyup hoşgörüyle bakabiliyorum. Daha az eleştiriyorum insanları , daha çok empati kurmaya çalışıyorum. En önemlisi de anlamaya ve onları dinlerken anlaşıldıklarını hissettirmeyi seviyorum. Her zaman bu kadar ponçik bir insan olmuyoruz tabi ki , bazen parça ponçik olduğumuz zamanlarda oluyor. Parça ponçik olduğum zamanlarda sınır çizmekten hiç korkmuyorum , kaybedebileceğim hiçbir şeyim olmuyor belki de asıl özgürlük ve cesurluk burada başlıyor. Bu sınırdan sonra gözüm hiçbir şeyi görmüyor. Senelerimiz bile geçse , ben geçen zamandan çok , hissettiğim ve bana hissettirilen değerlerle yoluma devam etmeyi seçiyorum. Kısasa kısas , bana nasıl yaklaşılıyorsa öyle yaklaşıyorum. Bazen diyorum bugüne kadar yalnızlıkla, güvensizlikle , sevgisizlikle ve bir yere ait olma duygusunu hissetmeden yaşadın, bu duygularla sınandın. Seni en çok bu konuda sınayanları , yine kendin çok iyi biliyorsun. Ben k...

MEDENİYETİN VAHŞİ CEHALETİ

https://youtu.be/auGvpX3Khbg  (Sehabe - Medeniyetin Vahşi Cehaleti) https://youtu.be/EpPo5vjC2bE     (Hande Karacasu - Sessiz İstila kısa filmi) Irmağın akışına öldük, terörüne öldük, yanlış kararına, imar affına öldük. Euro-dolar indeksine öldük. Dostuna düşmanına öldük. Hepimiz asker doğduk, öldük. Bir öldük, bin dirildik ; bin öldük. Bir yaşayamadık şu dünyada. Biri ihale zenginiyken, servetine servet katarken diğerinin eline iş-aş yazarak intiharı bir çıkış yolu olarak görmesi , bir bebeğin altın ve pırlantalarla dolu bir hayata gözlerini açarken diğerinin mama bile bulamaması. Günde 2 saat çalışan cami imamının en az 5-6 bin tl alıp , 12 saat çalışan işçinin asgari ücret alması , tiyatro, konsere gidemeden , ülke göremeden bir arabaya sahip olamadan gençliğimizi hevesimizi yitiriyoruz , bir tarafta saraylarda yaşayanların paraşütle işe alınan çocukları , diğer tarafta günlük insani şartların altında 12-13 saat çalışan ailenin evlatları biz sizinle yarışamıyoruz. Enva...

ADALETSİZ BİR DÜNYADA MASUM OLSA BİLE ÖNCE KADIN ZULÜM GÖRÜR (AYBEN -YENİDEN)

Fiziksel ya da psikolojik şiddet uygulayan erkeğin kendi acizliğini örtmeye çalıştığını , erkeklerin reddedilmeye ve istenmemeye karşı tahammülsüz olduklarını öğrendim. Onlar da kadınların her şekilde ayakta durabildiklerini, onlarsız da yapabildiklerini öğrendi. Hayatının patronu olmaya niyetlenen adamlar kadınları öldürüyor, üstelik hayat arkadaşı olmadığı halde sonra deniyor ki iyi seçim yapın diyelim ki, iyi seçim yapamadık bunun bedeli öldürmek mi? yakılmak mı? dövülmek mi? İstemiyorum seni cümlesinin anlaşılmayan tarafı nedir? Kadınları eve kapatmaya, çalışmasını engellemeye parasını kazandıktan sonra men etmeye, bol bol çocuk doğurtup kendine bile bakamayacak hale getirmeye çalışan ve bu sisteme çanak tutanlar, erkeklik denen olguyu göklere çıkarıp kutsamaktan başka ne yaptı? Kadın cinayetlerini arttırmaktan başka ne işe yaradı? Özgecan yaşasaydı psikolog olacaktı. Münevver Karabulut, Çağla Çuğaltay ve Helin Palandöken öldürülmeseydi şimdi üniversitede hayallerinin peşinden koşu...

İÇ DÖKME SEANSI

BİR AÇILIŞ HİKAYESİ Kendi halinde sessiz sakin bir insanım. O kadar sessizim ki bazen bu sessizliğim iletişim anlamında can sıkıcı hale dönüşebiliyor. Belki de bu yüzden farklı bir şehir de senelerdir kendime yakın diyebileceğim bir arkadaşım olmamıştır. Katlanılmaz demeyelim de uzun vade de iletişimim sarmıyor sanırım gözlemlediğim bu. Ay canım o kadar da depresif değilim belli bir samimiyet oluştuğunda gözlerimin içi parlar enerjim tavan olur ışıltıma zaten laf söyletmem. Senelerdir bir deftere hayatımı etkileyen insanlar hakkında objektif yorumlarımı yazıyorum. Bazen annemin korkusuna her şeyi de yazamıyorum okur da üzülür diye.Kendimi çok yalnız hissettiğim ve kendime yakın herhangi bir insan evladının çevremde olmadığı zamanlardan geçiyorum.Şimdi anlatacağım şey aslında bu gerçekleşen olay da "neden blog açmıyorum senelerdir yazıyorum" dedirtti.Ve anonim olarak iddiasızca gerek önceden yazdığım gerekse günlük başıma gelenleri paylaşacağım bir platformum olsun istedim.Şim...

MUTLULUK GÜZELLEMESİ

Şirketlerde,kafelerde,yemek masalarında yaptığımız sohbetlerde şikayetlerimiz bir türlü bitmez.Mutsuzluğu vergilerin yükselmesine fiyatların artmasına gürültüye çevre kirliliğine bağlarız.Evet eveet bu sorunlarımıza çözüm bulmak için hiçbir şey yapmıyoruzdur.Muhtemelen şikayet etmek hoşumuza gidiyordur.Hatta bunlar da gerginlik ve stresi beraberinde getiriyordur.Kaçırdığımız bir detay vardır ki , stresin sebebi yaşadığımız olaylar değildir.O olayları nasıl anlamlandırdığımızdır.Kim bilir mutluluğun yolu asla değiştiremeyeceğimiz gerçeklere üzülmeye bırakıp mutlu olacağımız konulara yönelmektir. Mutsuzluğun insanı ayrıcalıklı yaptığını düşündüğümüz için (kendini mutlu hissetmeyi bayağılık,hırssızlık göstergesiymiş gibi gördüğümüzden) "ne kadar mutlusunuz" dediğimiz biri itiraz edebilir.İlkel kabilelerin günümüzdeki toplumlar gibi tartıştığı bir konu değildir bu.Hemen herkes çok az şeyi ve hatta hiçbir şeyi olmayan insanların her şeye sahip olma şansını yakalamış çalışkan insan...