Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Dünya Sergisi

Bu yazıyı bir şeyler yolunda gitsin diye değil, yolun kendisiyle temas kurabildiğim nadir anlardan birinde yazıyorum; çünkü bazı dönemler vardır, ne tam başlamıştır ne de bitmiştir ve insan o arada kalmışlıkta kendini açıklamak ister ama kelimeler aceleye gelmez—benimki de tam olarak öyle bir zaman.  Geçen yıl bu zamanlar yine hayallerimi vision board'a asıyordum; iyi bir yönetici,verimli çalışma ortamı,destekleyici proje ortakları, uzun vadeli bir çalışma düzeni diliyordum ama bugün daha net görüyorum ki ben aslında hep sürdürülebilir bir hayat istedim, sadece çalışmak değil, kök salmak istedim.Bazı kapılar insan kapattığı için değil, zamanı dolduğu için kapanır ve benim hikâyemde de olan buydu. İşten ayrıldım—ayrıldım demek kolay ama içimde olan biteni tek kelimeyle anlatmıyor; beni zorlayan şey bir şeyin bitmesi değil, emek verdiğim bir sürecin ben hazırken elimden alınmış olmasıydı, bu yüzden bazen “ekmeğimle oynandı” diyorum ama bunu bir sitem değil, bir eşik cümlesi olarak k...

Yıl sonu Z Raporu (2025)

                                   2025 benim için bir kazanma yılı olmadı. Ama bunu bir kayıp cümlesi olarak kurmuyorum. Bu yıl, yanlış şeyleri kazanmayı bıraktığım bir yıl oldu. Yılın başında hâlâ şuna inanıyordum: Eğer yeterince sabırlı, uyumlu ve iyi niyetli olursam, hem işte hem ilişkilerde düzen kendiliğinden gelir. 2025 bu inancı sistemli bir şekilde söktü. Geriye romantize edilemeyen ama çok daha gerçek bir bakış bıraktı. İş tarafında bu yıl bana “çalışkanlık” değil, konum öğretildi. Elinden geleni yaptığın hâlde korunmadığın, şeffaf olduğun hâlde cezalandırıldığın, iyi niyetinin maliyet kalemi olarak görüldüğü bir yapıdan çıktım. Bu bir başarısızlık değildi. Bu, kurumsal romantizmin bitişiydi.  2025’te şunu öğrendim: Emek tek başına güvence değildir. Şirketler kişisel ahlaka göre değil, yapısal çıkarla hareket eder. “İyi çalışan” olmak, “güvende olan” olmak değildir. Bu farkındalık k...

KURUMSAL HAYAT DA BİR ÇEŞİT KARDİYO SAYILIR

Değişimin bu yönde oluşuna uzun zamandır tanık olmamıştım. Bugün şunu fark ediyorum: Bu bir çöküş dönemi değil, bu bir yeniden ayağa kalkma dönemi. Çok istediğim bir alanda çalışma fırsatı bulduğum, uğruna 2025 vision board’umu neredeyse üzerine yapacağım bir sektöre giriş yapmıştım ki, işe gittiğim her gün (tamamen firmayla olan sorunlar nedeniyle) “hava tam istifa etmelik” diye diye, entelektüel şakalarımla psikolojik dayanıklılığımı sağlamaya çalıştığım bir süreçten geçtim. Firmada en fazla bu kadar hayatta kalabiliyordum. Evet, bazı istifalar iyileştirir ve bazen kariyerin temizlenmesi de sağlıktır. 💗 İş tarafında bu yıl bana “çalışkanlık” değil, konum öğretildi. Elinden geleni yaptığın halde korunmadığın, şeffaf olduğun halde cezalandırıldığın, iyi niyetinin maliyet kalemi olarak görüldüğü bir yapıdan çıktım. Bu bir başarısızlık değildi. Bu, kurumsal romantizmin bitişiydi . 2025’te şunu öğrendim: Emek tek başına güvence değildir. Şirketler kişisel ahlaka göre değil, yapısal çı...

CHERUB 👼

Cherub: İbranice kökenli (kerubi) Tevrat’ta, İncil’de Tanrı’nın tahtının hemen yakınında yer alan yüksek mertebeli melekler. Rönesans tablolarında ise melek yüzlü çocuk figürleri. Masumiyetin, korunmanın ve sevginin simgesi. Yani, kısa kesmek gerekirse, hayatın “düşerken bile zarif” hali. Sana hiçbir zaman söyleyemediklerim var ama artık söylemem gerekenleri, sen duymasan bile ben duymalıyım. Bu satırları sana değil, içimde sana ayrılmış o sessiz ama derin yere yazıyorum. Her tanışıklığın bir veda anlamı taşıdığı yaşlarda, bazen bir randevudan ibarettir insanın günü ben sana yetişmeye çalışırım. Bazen hayat bir oyuncak dükkanına benziyor. Rengarenk, çocukluğuna seslenen, her rafında umutla gülümseyen bir hayal gibi ama o dükkandan çıktığında elinde taşıdığın şey aslında en kırılgan halin oluyor. Çocukken dokunamadığın o en üst raftaki oyuncaklar gibi; büyüyorsun ama hala uzanamıyorsun. Ve evet, hala uzanmak istiyorsun.  O gün, o Toyzz Shop’un önünden geçerken içimde tuhaf bir kıpır...

DÖNGÜLERDEN ÖZGÜRLÜĞE 🎈

Özel günlerde hayatımın kritiğini yapıyorum. Kimler ne kadar yanımda? Ne kadarı samimi? Ya da bu özel günlerde yanımda olup değer verdiğini hissettirecek fırsatları kimler kovalıyor? Onların hayatında ne kadar var olabilmişim, ona bakıyorum. Biliyorum, mesele birinin hayatında olmak değil; o hayatta kalabilmektir önemli olan. Özel günlerden kastım, geçirdiğiniz "glow up" sürecinize eşlik edenler... Kendinizce belirlediğiniz daha iyi bir versiyona dönüşürken, yolunuza kimin eşlik ettiği... Kendi dönüm noktalarınızda, geçiş süreçlerinizde, kız neşesinin tadilatta olduğu iyileşme döneminin arkasında her telefonu açan, en önemlisi de kendime inanmadığım zamanlarda bana inanan; sonbaharın da kısmen bir bahar olduğunu hatırlatacak insanların hatrına dönüyor bu güzelim dünya ✨️🎊 Yılın sonlarına doğru doğduğum için benim ilk yıl sonu kritiğim bu zamanlarda oluyor. 2024'ün başından bu yana kendimi hırslı bir kişilik olarak adlandırmazdım. Hırs demek kötü bir şeydi sanki... Azim...

27 🎀🪄

27 yaş... her tanışıklığın bir veda anlamı taşıması diğer yandan gerçekleştiremediğim kendimin yasını tutmak, alışkanlıklarımın bile yavan gelmesi, hayatın içinde sıkışıp kalmış olmanın çığlıkları Biri/birilerinin hayatında ana karakter olamamak.Çünkü varlığından hep "en emin olunan kişi bendim" İnsanların hayatlarında belli bir süre, belli bir nedenden dolayı yollarımızın kesiştiğinin farkındayım.Alıştım da buna, yoksa arkadaşlıklar,dostluklar mevsimlik işçi misali de olsa nasıl kurulacak, tesadüflere de inanmadığımı varsayarsam tabi.Sonuçta bir ömür boyu "aynı sevgide,aynı hayatlarda" kalacak değilim.Bir şekilde insan sirkülasyonu oluyor hayatımda, hepsi de bir şeyler öğretip çıkıyorlar o yüzden kimseye kırgın ya da kızgın değilim varlıklarına/yokluklarına teşekkürler. Büyüdüm de aslında 27 yaşındayım ama bu sefer ki burukluk ve kariyer anlamındaki belirsizlik üretkenliğimi o kadar azaltıyor ki, şu an yapmak istediğim tek şey annemin dizine yatıp saçlarımla oyn...

----

27 KASIM 2024 ÇARŞAMBA "Hayatın hakkını vererek yaşama mottosu" Hakkettiğim ve arzuladığım hayata kavuşmanın heyecanı.Bir şeyler net olunca nasıl da ışıl ışıl parlıyorum.Bu sefer ışıltı yok maalesef biraz hüzünlü,biraz uzaklık var.Hayata karşı tatminsizlik bunun getirdiği isyan etme senfonisi,dışarıdan ne kadar da sakin bir sinir sistemim varmış gibi duruyor.Normal insan gibi hayata devam ediyorum ama zihnim maalesef bir sitcom dizisinde senfoni orkestrasına eşlik ediyormuş gibi.Zihnim kalabalık ama hayatımda herhangi küçük bir hedefime ulaşsam o başarı duygusu için yaşıyorum ve zihnim adeta berraklaşıyor.Zihni son günlerde duygusal karmaşalarından çıkamamış insanın çevresine karşı neden tatminsizlik duygusu yaşar ki? Başarı hazzı ve onu romantize ediyor oluşumu tebrik eder, en kısa zamanda darısı tatminsizlik duygusuna da vesile olması dileğiyle. Kendimi geliştirmeye dair bir süreç ya da bir olgu var diyelim. Radikal olsun bu durumun adı. Radikal durumunun sonucunun neye va...

İÇ DÖKME SEANSI: AİDİYET VE REKABET

Hayatta kalabilmenin canlılık özelliklerinden olan adaptasyon ve rekabet.  Adaptasyon, aitlik, var olabilmek, var olduğun yerde kabulünün onay arayışı; bir yere uyum sağlamanın oraya ait olduğunu göstermediği gerçeği. Bu biraz da kabul görme,onaylanma kaygısına kapılmadan ne kadar kendin olabildiğinle alakalı bir durum. Aidiyet duygusunun içinde bıraktığı o boşluğun peşinden şehirden şehre taşınmak, bu duygunun bıraktığı boşluğu tamamlamaya çalışmak. Nasıl olsa buraya aidiyet duygum yok deyip bağını kolaylıkla koparabileceğin, kendin gibi zayıf bağlar kurabileceğin insanlarla anlamlı bağlar kurabileceğini sanmak. Sonrasında "Ben neden aynı insanlarla aynı döngüde sınanıyorum?" diye diye sihirli değnek beklemek. Aslında tamamlamaya çalıştığın şey, ne şehirden şehre taşınmak ne de uyum sağlamak. Kendinle olan ilişkinin yansımasını bir boşluk metaforunda görüyorsun ve kendin bu boşlukta sorumluluk almayı kabullenmedikçe, bu boşluğun peşinden savrularak geçip giden yıllar olduğ...

KOHO 💎✨️

(11.07.2024) İstemeden de olsa kendimi sürekli bir yarışta buluyorum.Daha başarılı olanlarla,daha güzel olanlarla, daha çok sevilenlerle, hayatın hakkını vererek yaşayanlarla bir yarışın içindeyim sanki geride kaldığımı hissettiğimde gözümün önündekiler şu an sahip olduklarım, yaptıklarım gittikçe küçülüyor, insanların hayatlarından sadece göstermek istediklerini gördüğümü bildiğim halde, dışarıdan gördüğüm hayatlar kusursuz geliyor. Hayatın yapılacaklar listesine zamanı geldiğinde atamadığım her bir tik omuzlarıma yük olmaya başlıyor. Hayatın en büyük yanı yanılsaması işte bu bazen unutuyorum ama biliyorum ki herkesin yolu ayrı, kendi yolunda yürürken geç veya geride kalmıyorum. Sahibi olmadığım şeylerin özlemini çekmeden bir hayat yaşayabilmek en büyük dileğim. Sosyal izolasyon şemamı yıkma konusunda ilerleme kaydettiğimi ve daha sağlam bağlar kurduğumu hissediyorum.Kadersel anlamda ince bir dönüm noktasındaymışım gibi, neden yalnızım?Etrafımda neden kimse yok? Neden sürdürülebilir ...

ÖFKENİN MUHATTABI

Kendinde bir şeyleri değiştirdiğinde ve değişim sürecinin hayat boyu devam edebileceğini idrak ettiğinde, aynı döngüde kalmayı, yerinde saymayı potansiyelin için kayıp olarak görüyorsun. Alman gereken dersi alana kadar aynı döngüde kalmayı reddediyor ve potansiyelini boşa harcamayı kabul etmiyorsun. Hak ettiğin hayatı inşa edebilmek için yola koyuluyorsun. Bu yolda hayatın genel olarak kendi halinde, sakin bir şekilde ilerlese de değişimi kabul ediyorsun. Sonuçta kimseye hayat boyu aynı kişi olarak kalma, anlayışlı olma gibi bir borcun yok. Hiçbir dönüm noktanı paylaşmayan, birlikte anı biriktirmekten aciz, sınır çizip anlayışlı olmayı reddettiğinde iletişimi bir lütuf gibi görenlere hele hiç borcun yok. "Sınırların sana arkadaşlarını ya da aile üyelerini kaybettirmez, sınırların sana hayatındaki duygusal istismarcıları, ben merkezci narsistleri kaybettirir. Sağlıklı sınırlara sahip olmak, insanlara "hayır" diyebilmenin çok ötesinde." "Son bir kez yüzleşsem ya ...

EVOLVERE

  Klişelerin anlam kazandığı yaşlardayım.26 yaş, 30 yaşa daha yakın 20 yaşa daha uzak.Herhangi bir hayat deneyimi açısından dolu dolu 26 yaşımı dolduracak tecrübeye sahip olduğumu düşünmüyorum.Hala çocuksu yanımı yaşatabildiğimi o naifliği sürdürdüğümü ve çocuksu yanımla koyu bir sohbete dalınca insan hiç yaşlanmıyor aydınlanması yaşatıyorum kendime, belki de hayata geç kalmışlık hissini bu şekilde kamufle ediyorumdur.Kime göre, neye göre geç kalıyoruz ki parmak izi misali herkesin döngüsü, gittiği yolu farklı şu an ki olduğum yerin tadını çıkarıyor musun? Bazı durumların içine girmeden önce değişmemiz ve dönüşmemiz gerekiyor.Elinden geleni yaptıktan sonra hayatın senin için yapacaklarını izlemek kadar mütiş bir şey yok. Klişelerin anlam kazanması yetişkinlik hayatına alışma sürecini tamamlamış.Hayatında az da olsa belirsizlikler netliğe kavuşmuştur."Değişmeyen tek şey, değişimin kendisidir" klişesiyle biraz derine indiğimizde, değişimin olduğu her yerde insan dediğimiz sosya...

REZİLYANS

Kendimi gerçekleştirme yolunda ilerlerken artık kontrol edemeyeceğim şeyleri de kabullenme safhasındayım . Bunlara onaylanma ihtiyacı,kabul görme ve öfkemi de dahil edebilirim. Bazı şeyler bizim elimizde olamıyor. Kontrol edemediğim şeylere anlam yüklemeyi bıraktım.Binevi bana ait olanın radikal sorumluluğunu üstleniyorum ve kontrol edemediklerimi geride bırakıyorum.Mesela, başkalarının zihninde var olan versiyonundan sorumlu olmamak, kimsenin hayatınla ilgili aldığın şahsi kararlar ile ilgili beklentilerini karşılamaktan sorumlu olmamak, kendilerine yardım etmeye istekli olmayan kişilerde gördüğün yaraları iyileştirmekten sorumlu olmamak, kendi yolunda ilerlerken başkalarının hayal kırıklığına uğramasından sorumlu olmamak, başkalarının senin sınırlarına ve "hayır"larına verdiği tepkilerden sorumlu olmamak. Kimse bir başkasının çocukluk travmalarıyla, olmamışlığıyla, öfkesiyle uğraşmak zorunda değil. Darıldığında ve başarısızlığı hissettiğinde toparlanması çok zor olmasıyla ...

21 ŞUBAT 2024

Dönüm noktalarından biri de yetişkinliğe geçiş evresi,bireyselleşme sınırlarını da kendiniz belirlediğiniz o kırılma noktası,bütün kelime tanımlarının değiştiği yeniden oluştuğu,arkadaşlık ve yakınlık ilişkilerine karşı beklentinizin değiştiği,rafine zevkleriniz,yaşam kaliteniz,konfor alanınızı yeniden oluşturma daha bir sürü şey.İnsanlar dönüm noktalarında sürekli bir değişim ve dönüşüm halinde, hatta hayat mottomuz bir önceki günün daha iyi versiyonuna dönüşmek bile olabilir.Karakter anlamında iş-şehir değişiminde radikal değişiklikler olabilir.Aynı şekilde de bir noktada da iletişimsel anlamda ilişkilerin kopması gerekiyor olabilir.Bağlar mantıklı konuşmayla kopmayacağı için bahaneler devreye giriyor, o ilişki kolayca kopamıyorsa o bahaneler yanlışlara dönüşüyor oysaki küçükken herkesle aynı sevgide kalacağımı düşünen hayatımdaki insanlar ömrüm boyunca hep yanımda olacak onlarla büyüyeceğim sanan biriydim,insanlar hayatımdan bi şekilde geçip gidiyor eskiden olsa üzülürdüm şimdi ise ...

İDEALİZE MASALI 🏞

Mental çöküş yaşasan da, kırılgan dönüm noktaları hayatını değiştirse de bu devirde en büyük yatırımı kendine yapmayı öğreniyorsun. "Kendine değer vermek" yaş geçtikçe anlıyorsun ki yatırımların en güvende hissettireni, kariyerin dışında seni bırakmayacak ikinci şeydir kendine değer vermek. Bu kadar kötü giden şeyler karşısında, sınır çizmeyi de kendine vazife ediniyorsun. Kendine değer verdikçe, kıymet biçtikçe vaktini de, sohbetini de,enerjini de farkındalık kazandırabilecek şeylere itiyorsun. Odak noktanı kaydırıyorsun aslında, diğer insanların davranışlarında kısacası kendin dışında herkesi sessize alıyorsun ve anlam aramaya enerji bile harcamıyorsun. Gayet açık ve net olan şeyleri, anlam arayarak normalleştirmeye çalışmıyorsun. Kurban, mağdur ya da kurtarıcı değilim.Kendimi kendimden başka kurtaracak biri olmadığının da farkındayım. Yine de masalsı büyülü hayal dünyanın bir yansımasıymış gibi insanları idealize etmekten kendimi alamıyorum.Çaresiz, mutsuz, ilgisiz hisset...

17 EYLÜL 2023 🎁

"Bu şehir koparmak istiyor beni özlemlerimden, yorgunum çünkü yorgunluğumun yaşamak gibi bir anlamı var,yine de yaşamaktan duyduğum mutluluğun tadına düşmanlarım ulaşamazlar" Son günlerde gayet düzenli uyku düzenim olmasına rağmen sabahları "dayak yemiş" misali kemik-eklem ağrıları ve iyice özgürlüğünü ilan etmiş göz altlarımla selamlıyoruz güneşi.Yorgun uyuyup, yorgun uyanmak bu döngü hayat kalitemi o kadar etkiliyor ki Allah sirkadien ritmime zeval vermesin gerçekten.Sirkadien ritmimi de kem gözlerden koruduğuma göre ihtiyacım olan enerjiyi kendimde nasıl bulamıyorum oynat bakalım. Literatüre yeni bir "yorgunluk" tanımı eklenmek üzere. İhtiyacım olan enerjiyi kendimde bulamama haline yorgunluk diyebilirim. Belki de son zamanlarda yorgun hissetmemin sebebi sürekli meşguliyetler bulmam (bunun getirdiği bir yoğunluk)  kemik-eklem ağrıları ve iyice özgürlüğünü ilan etmiş göz altlarım değildir.Kendimi enerjik ve canlı hissettiren şeylerden mahrum bırakıyor ...

ISLAK KUM 🌃✨

Çok fazla kafa yormaya değmeyecek işler ve kişilerle meşgul olurken, o vakitte yapılacak nice güzel şeylerden kendini mahrum bıraktığını düşün. Sana anlam katmayan, seni geliştirmeyen ve ruhuna yeni pencereler açmayan sohbetleri kesmen, hayatından bunları eksiltmen gururdan, kibirden değil, zamanın değerini kavrayıp seçici olmanla ilgilidir. Bu zamana kadar başımıza gelen iyi ve kötü şeylerin toplamıyız. Klişe bir tabir örneği; Yaşadığım her şey beni ben yapan şeyler. Ben farkındalıkla hayatımı şekillendiriyorum. Yaşadığım her şey benim için.(Pozitif dokunuşlu kişisel gelişim seansımız burada bitmiştir.) Çözülmemiş, hayat kalitenizi düşüren kötü şeyleri sürekli kafanızda döndürdüğünüzü düşünürsek, bundan mağduriyet çıkarımı yapacak bir sürü faktörleri de barındırabiliyoruz. Mağduriyet çıkarımlarımız; yalnızlık,iletişimsizlik,yalan ve güvensizlik üzerine olabilir. İnsanlarla bağ kurma dinamiğiniz mağduriyet çıkarımlarınız yönünde olmamalı çünkü kimse sizin bir kurtarıcınız ya da t...

GERÇEKLİK OLGUSUNA BİR İÇ ÇEKİŞ

Kendi hayatımda "gerçeklik olgumu" sorguladığım ve gerçeğe en yakın hissettiğim şeylerin çarpışması sonucu yine overthinkistan'a yapılan o yolculuk. İletişim çeşitleri arttıkça, insan ilişkilerinin kalitesi de azalıyor.Çünkü seçenek çok, bir tıkla daha iyisi daha güzeli hep var.Taktik var.Kurmaya çalıştığın bağlarda, eğer aradığın şey taktik ve kısa süreli heyecanlar ise bu oyunlar belki bu taktikler işine yarayacaktır.Bu taktikler döngüsü, benim gerçekliğimle (gerçeklik olgum) baya zıt kutuplarda.Peki ya benim gerçekliğim ve bu olguya en yakın hissettiğim şeyler tam olarak neydi? İçimde var olan o boşluğu koca bir çöp yığınıyla çürüten aradığım şey neydi? Kendi içime dönüyorum,bugüne kadar kurduğum yakınlıklarda ne kadar kendim olmayı başarabildim? Taktiksiz,dik başlı,asi ve bir o kadar da dümdüz biri olmanın getirdiği şeylerin sonunda da çoğu şeyin yüzeysel kaldığı bağ kuramama sorunlarına çıktığını düşünürsek, neydi benim gerçeklik olgum? Benim gerçeklik olgum, gerçek...