Ana içeriğe atla

Kayıtlar

21 ŞUBAT 2024

Dönüm noktalarından biri de yetişkinliğe geçiş evresi,bireyselleşme sınırlarını da kendiniz belirlediğiniz o kırılma noktası,bütün kelime tanımlarının değiştiği yeniden oluştuğu,arkadaşlık ve yakınlık ilişkilerine karşı beklentinizin değiştiği,rafine zevkleriniz,yaşam kaliteniz,konfor alanınızı yeniden oluşturma daha bir sürü şey.İnsanlar dönüm noktalarında sürekli bir değişim ve dönüşüm halinde, hatta hayat mottomuz bir önceki günün daha iyi versiyonuna dönüşmek bile olabilir.Karakter anlamında iş-şehir değişiminde radikal değişiklikler olabilir.Aynı şekilde de bir noktada da iletişimsel anlamda ilişkilerin kopması gerekiyor olabilir.Bağlar mantıklı konuşmayla kopmayacağı için bahaneler devreye giriyor, o ilişki kolayca kopamıyorsa o bahaneler yanlışlara dönüşüyor oysaki küçükken herkesle aynı sevgide kalacağımı düşünen hayatımdaki insanlar ömrüm boyunca hep yanımda olacak onlarla büyüyeceğim sanan biriydim,insanlar hayatımdan bi şekilde geçip gidiyor eskiden olsa üzülürdüm şimdi ise ...

İDEALİZE MASALI 🏞

Mental çöküş yaşasan da, kırılgan dönüm noktaları hayatını değiştirse de bu devirde en büyük yatırımı kendine yapmayı öğreniyorsun. "Kendine değer vermek" yaş geçtikçe anlıyorsun ki yatırımların en güvende hissettireni, kariyerin dışında seni bırakmayacak ikinci şeydir kendine değer vermek. Bu kadar kötü giden şeyler karşısında, sınır çizmeyi de kendine vazife ediniyorsun. Kendine değer verdikçe, kıymet biçtikçe vaktini de, sohbetini de,enerjini de farkındalık kazandırabilecek şeylere itiyorsun. Odak noktanı kaydırıyorsun aslında, diğer insanların davranışlarında kısacası kendin dışında herkesi sessize alıyorsun ve anlam aramaya enerji bile harcamıyorsun. Gayet açık ve net olan şeyleri, anlam arayarak normalleştirmeye çalışmıyorsun. Kurban, mağdur ya da kurtarıcı değilim.Kendimi kendimden başka kurtaracak biri olmadığının da farkındayım. Yine de masalsı büyülü hayal dünyanın bir yansımasıymış gibi insanları idealize etmekten kendimi alamıyorum.Çaresiz, mutsuz, ilgisiz hisset...

17 EYLÜL 2023 🎁

"Bu şehir koparmak istiyor beni özlemlerimden, yorgunum çünkü yorgunluğumun yaşamak gibi bir anlamı var,yine de yaşamaktan duyduğum mutluluğun tadına düşmanlarım ulaşamazlar" Son günlerde gayet düzenli uyku düzenim olmasına rağmen sabahları "dayak yemiş" misali kemik-eklem ağrıları ve iyice özgürlüğünü ilan etmiş göz altlarımla selamlıyoruz güneşi.Yorgun uyuyup, yorgun uyanmak bu döngü hayat kalitemi o kadar etkiliyor ki Allah sirkadien ritmime zeval vermesin gerçekten.Sirkadien ritmimi de kem gözlerden koruduğuma göre ihtiyacım olan enerjiyi kendimde nasıl bulamıyorum oynat bakalım. Literatüre yeni bir "yorgunluk" tanımı eklenmek üzere. İhtiyacım olan enerjiyi kendimde bulamama haline yorgunluk diyebilirim. Belki de son zamanlarda yorgun hissetmemin sebebi sürekli meşguliyetler bulmam (bunun getirdiği bir yoğunluk)  kemik-eklem ağrıları ve iyice özgürlüğünü ilan etmiş göz altlarım değildir.Kendimi enerjik ve canlı hissettiren şeylerden mahrum bırakıyor ...

ISLAK KUM 🌃✨

Çok fazla kafa yormaya değmeyecek işler ve kişilerle meşgul olurken, o vakitte yapılacak nice güzel şeylerden kendini mahrum bıraktığını düşün. Sana anlam katmayan, seni geliştirmeyen ve ruhuna yeni pencereler açmayan sohbetleri kesmen, hayatından bunları eksiltmen gururdan, kibirden değil, zamanın değerini kavrayıp seçici olmanla ilgilidir. Bu zamana kadar başımıza gelen iyi ve kötü şeylerin toplamıyız. Klişe bir tabir örneği; Yaşadığım her şey beni ben yapan şeyler. Ben farkındalıkla hayatımı şekillendiriyorum. Yaşadığım her şey benim için.(Pozitif dokunuşlu kişisel gelişim seansımız burada bitmiştir.) Çözülmemiş, hayat kalitenizi düşüren kötü şeyleri sürekli kafanızda döndürdüğünüzü düşünürsek, bundan mağduriyet çıkarımı yapacak bir sürü faktörleri de barındırabiliyoruz. Mağduriyet çıkarımlarımız; yalnızlık,iletişimsizlik,yalan ve güvensizlik üzerine olabilir. İnsanlarla bağ kurma dinamiğiniz mağduriyet çıkarımlarınız yönünde olmamalı çünkü kimse sizin bir kurtarıcınız ya da t...

GERÇEKLİK OLGUSUNA BİR İÇ ÇEKİŞ

Kendi hayatımda "gerçeklik olgumu" sorguladığım ve gerçeğe en yakın hissettiğim şeylerin çarpışması sonucu yine overthinkistan'a yapılan o yolculuk. İletişim çeşitleri arttıkça, insan ilişkilerinin kalitesi de azalıyor.Çünkü seçenek çok, bir tıkla daha iyisi daha güzeli hep var.Taktik var.Kurmaya çalıştığın bağlarda, eğer aradığın şey taktik ve kısa süreli heyecanlar ise bu oyunlar belki bu taktikler işine yarayacaktır.Bu taktikler döngüsü, benim gerçekliğimle (gerçeklik olgum) baya zıt kutuplarda.Peki ya benim gerçekliğim ve bu olguya en yakın hissettiğim şeyler tam olarak neydi? İçimde var olan o boşluğu koca bir çöp yığınıyla çürüten aradığım şey neydi? Kendi içime dönüyorum,bugüne kadar kurduğum yakınlıklarda ne kadar kendim olmayı başarabildim? Taktiksiz,dik başlı,asi ve bir o kadar da dümdüz biri olmanın getirdiği şeylerin sonunda da çoğu şeyin yüzeysel kaldığı bağ kuramama sorunlarına çıktığını düşünürsek, neydi benim gerçeklik olgum? Benim gerçeklik olgum, gerçek...

GECE ✨🌃

Özgürlüğü bir çift gözde görmenin dışında özgürlüğe adanmış bir ömür daha iyiymiş gibi geliyor.Bir anda gelmiyor tabi bu farkındalık, bu farkındalığın asıl başlangıcı hiçbir şeyi kişisel almamakla birlikte bunu harika bir özgürleşme aracı olarak görmekle başlıyor. Örneğin biri size kaba mı davranıyor? Demek kişiliği böyle. Sizinle anlayışsızca mı konuşuyor? Demek ailesinde de böyle. Zihniyet yapısını beğenmediğiniz,ne yaparsanız yapın sizi küçümseyen, mesleğinizin etik değerlerine saygı duymayan, tamamen zıt frekanslarda olduğunuz, merhamet duygusundan uzak,  tabiri caizse yaranamadığınız ama bir başkasına nasıl da kul köle olduğunu gördüğünüz insanların asıl kavgaları bizimle değil, sevilmemiş çocuklukları,gerçekleşmemiş kişilikleri, başarısızlıkları ve özgüvensizlikleriyle. Çünkü olamadıkları her şeyden nefret ediyorlar.Kapısından giremedikleri okullardan,okuduklarında anlamadıkları kitaplardan,anlamlandıramadıkları sanattan yaşayamadıkları özgürlükten (özgürlüğün en büyük düşman...

5 MART 2023

Kimsenin okumayacağı deftere bile yazılmıyor bazı şeyler,insan kendiyle bile konuşamıyor bazen. "Dünyayı sevmedim ama azaldı kinim." Hayatımı etkileyen iyi ya da kötü her şeyin kendi benliğime katkısı olduğunu düşünüyorum.Hayatıma karşı,kendi ihtiyaçlarıma daha fazla öncelik vermiş,bu ihtiyaçlardan birini (özellikle son 3-4 yılda) en derinlere kadar hissettiğim arkadaşlık ve dostluk ilişkilerinde yapmış olduğum yatırımlarda başarılı olamasam da,sürdürülebilir arkadaşlıklar kuramayıp,anlamlı dostluklardan izole,bu izole olmaktan nefret de etsem,kendi kabuğuma konfor alanıma dönmekten başka bir şey kalmıyor elimde. "Yanıltır karakter, üzer iyi niyet, harcanır gençlik, somurtkandır güneş ve hala biraz mümkündür ümit." Geleceğimi,emeklerimi ve ideallerimi kötü anlamda hiçbir otorite figürüne kurban etmediğim için kendimle gurur duyuyorum.Başım dik,hatalarım ve içimdeki iyilikle alnım ak şekilde tacımı takıyorum,kendimi takdir ediyorum. Kan bağım bile olsa, hayatımda hiç...

☀️⚓️

11.sınıfım okulda karma olmuş,en yakın arkadaşlarımla aynı sınıfa düşmüşüm.Nasıl mutluyum ama daha da sırtım yere gelmez özgüveniyle doluyum.O zamanlarda berbat geçen 10.sınıfın ardından, eğer o dönemki yakın arkadaşlarımla aynı sınıfa düşmeseydim bölüm değiştirmeyi düşünüyordum.Sayısalcı olmasaydım garanti dilci olurdum.İçimde bir yerlerde yabancı dile olan tutkum, bir bakmışım köklü bir üniversitede bölümü ingilizce okuyorum.Kader işte, 2015 yılından 2017 yılına manifestlemişim :)  Lise üçün ilk dönemi göz açıp kapayıncaya kadar geçti.Ve asıl geçiş süreci şimdi başlıyordu. Seneye gireceğim üniversite sınavı stresi, ne kadar çabalasam da istediğim yer hep bana uzak kalacakmış hissiyatı,yazının başında belirttiğim en yakın arkadaşlarımla aramın bozulması bu sayede çevremin (varsa tabi :)) ilgi alanlarımın tamamen değişmesi, toksik insanlardan arınmış izole olmayı başarabilmiş kendimde neyi sevip sevmediğim, hayatımda neyi isteyip istemediğim kısacası tamamen gelecek odaklı kendime ...

25 🕊

Mevsimler geçiyor,güneşin yakmadığı ama içimi ısıttığı o güzel mevsim sonbahar derken sonbahar bitmiş,kışa geçmişsin ve bu geçiş sürecinde zihninin karanlıklarında kimselere anlatamadığın o takıntılı düşünceler.Kendi dünyamda, düşüncelerim başımı ağrıtıyor, biliyorum ortada fiziksel bir şey yok ama düşüncelerim zihnimde dönerken içeri de bir şeyler devirdiğini de iliklerime kadar hissediyorum. Anda kalmalıyım,anı yaşamalıyım diyorum ama bulunduğum ortamlarda dönen sohbetten, sohbetteki tek bir cümle bile beni hiç umursamadığım şeyleri kafaya takarken bulmama sebep oluyor.Anlaşılması zor bir cümle kurmuş olabilirim, kısaca günlük hayatımdaki iletişimde kullanılan kelimeler tarafından tetikleniyorum ve daha kendimde tanımlayamadığım bir sürü şey... İçine kapanık, sessiz sakin olduğumu düşünüyorlar ama artık bu dünyada yaşadığından bile emin olmadığım, bir fotoğrafla konuşurken bile gözümün nasıl parladığını görmüyorlar. İnsanın kendiyle olan iletişiminin ışıltısı aurasına yansır, kendi g...

ANLIK İÇ DÖKME SEANSI

Aynı yüzler, aynı bakışlar, aynı yalanlar, bencil olmaya zorlayan şartlar, giderek kendi kabuğuna çekilip düşünmemeye çalışan ancak içten içe çığlık atan insanlar ve çığlıkları duymayan, duysa da önemsemeyen uğultulu kalabalıklar. Her şeyin bu kadar yüzeysel,vurdumduymaz,duyarsız olması insan ilişkilerine yönelik iletişim şekilleri bile havada kalıyor.Menfaate dayalı alma-verme denge terazisinin bile şaştığı bu dönemde, gerçeklik algımı bozmayan her şeye hasret kaldım ve bu hasretliği şakamatikliğe bağlamış gibi, komikliklere vuruyorum.Daha doğrusu bu eksikliğimi mizah anlayışımla bastırıyorum.Bazen konu bu eksikliklere gelmesin diye, konuyu değiştiriyorum ya da ortamdan uzaklaşıyorum.İyi ki de mizah anlayışımın bile örtemediği durumları insanlar görmüyor ya da üç maymunu oynamak işlerine geliyordur bilemiyorum.Kafanın uyuşmadığı ama mecburiyetten katlanmak zorunda kaldığın, değişime kapalı insanlar sayesinde mizah anlayışım level atladı, yoksa bu tip insanlar şakaya bile vurmadan çeki...

ANTİDEPRESAN

Travma kelimesi, ne kadar da ürkütücü ve ben ürktüğüm şeylere karşı "kimsenin güçsüzlüğümden vurmaması" adına çok iyi kamufle ederim. Gelelim, kendimi kamufle ettiğim şeylerle yüzleşmeye.Hayatımı derin bir şekilde etkileyen travmalarım olduğunu düşünmüyorum, çünkü travma dediğimizde bende bırakılan etki "acıyla" eş değer ve ben acı çekmekten ya da çektiğim acılara acıyan insanların çevremde olmasını kısaca "acınacak hale gelmeyi" gururuma yediremem.Gururuma yediremediğim gibi, anlattığım şeylere karşı "toksik pozitiflikle" yaklaşan insanlara harcayacak enerjim yok, acı eşiğimiz aynı kulvarda değil maalesef. Travmalar,sadece çocukluğumuzda olan, çocukluğumuzdan beri peşimizi bırakmayan olaylar değildir. Etkisi vardır, bu etki yadsınamaz da. Hayatımız sadece çocukluğumuzda eksik bırakıldığımız şeylerden oluşmaz ve bundan ibaret değiliz bence. Çocukluktan yetişkinliğe geçerken kurduğumuz iletişimler, akran zorbalıkları, okuduğumuz kitaplar, izlediği...

GECENİN SONUNA YOLCULUK

Sen ölmüşsün televizyonlar susmuyor,radyoda türküler ve insanlar akşam olmasını bekliyor en sevdiği filmi izlemek için ben sabahı edemiyorum. Sen ölmüşsün yağmur durmuyor ıslanıyor toprak. Ben donuyorum sen üşümüyorsun bile.Karlar yağıyor dağların tepelerine ben tepeleri gözlerimle bile göremiyorum.Betondan evler, sobaları tütüyor mahallenin bir kedi yanaşıyor kapıya alıp gidiyor ekmeğini,çiçekler kokuyor mevsimler geçiyor evlerde sıcak sohbetler ve gülüşmeler. Senin sesini geceleri bile duyamıyorum.Her gün yeniden ölüyorsun ve ben her gün yeniden dokunuyorum yokluğuna, artık eşiğinden giremediğim evinin kapısına bakmayı bıraktım. Evine girememek seni görememekten acı geldi.Sen ölmüşsün diyorum eşikte kalmış bir çift ayakkabın ve ben senin yokluğunu bayramsız bayram sabahlarına taşıyorum. "İnsanın geçmişinde artık kımıldamayan ne de çok nesne, ne de çok kişi var öyle, ürkütücü. Zamanın mahzenlerinde yitirilmiş canlılar ölülerle birlikte o kadar uyumla uyuyorlar ki daha şimdiden ay...

20 EKİM 2022 ✨🤩📚

Klişelerle başlayan, kariyerini-geleceğini inşaa etme döngüsü. Klişeden kastım, sayısal olgulardan ibaret sorular çarmığı. "5 yıl sonra kendini nerede görmek istersin? 10 yıla kendi işinin patronu, ekonomik refahı yüksek beyaz yakalılardan biri olabilecek misin?" vb. ardı arkası kesilmeyecek bir sürü sorular... Heveslerimin, ideallerimin yıkılış yolunda olması, insanın kendi kendisinden kopmasına,kaybolmuş hissetmeme, yaşamsal isteklerimi sınırlayarak hayattan ne istediğimi bilmemeye hatta amaç-yön duygusunu kaybetmiş pusulamın kayışı kaymış hissiyatı oluşturuyor. Birden bire sarsılmıyor tabi bu temel.Hevesle şekillendirmeye çalıştığım geleceğimi, nasıl bir anda umutsuz ve mutsuzlukla gittiğim yola dönüşüyor oynat bakalım.  5 yıl önceki yaptıklarım; okuduğum kitaplar,izlediğim diziler,geliştirmeye çalıştığım yabancı dil sürecim, yol gösterenim olmamasına rağmen gerek deneme yanılma, gerek gelişine aldığım ani kararlar, ödün verdiğim hobilerim, ve insanlarla vakit geçirmek ye...

🤩

İçimde ertelediğim mevzular, hayatımda henüz, kendimi kendime, kanıtlamadan sıraya bile alamayacağım meseleler silsilesi, akşamından gayet sağlıklı bir şekilde uyuyup sabahına hasta uyanmak, bir alerjiye yenik düşecek halim yok ya, kaldığım yerden ışıltılı hayatıma devam ediyorum. Ve bu satırları sağım solum takım elbiseli, ciddi giyimli beyaz yakalıların arasında yazıyor olmak, tabi onlar ipad'e yazıyor bense a5 boyut çizgisiz kağıtlara hayır canım saçmalama fakir değilim manuel seviyorum. Gelmesin mi bana bir ciddilik 😅 "Bir yazı kış ettik, bu Kasım dön" dercesine kışın gelmesini bekliyorum, yazı ve sonbaharı güneş varmış gibi selamlayarak bütün esenliklerimle uğurluyorum. Sonbaharı yolcu ettik, bir yandan kış sevdalısı olup bir yandan da kış burukluğu yaşıyorum. Kış burukluğu evet, her şeye akım keşfedercesine isim koymadan, sorumluluk yüklemeden yapamıyorum. Soğuk havası dışında insanların sabahın köründe güneşi selamlamadan ( bu güneş selamlamasını hangi insan evlad...

9 EKİM 2022

Birkaç gece önce (retro,metro, cart curt ne varsa) bilinçaltımın bana oyunlar oynadığı ve beni çok düşündüren bir rü ya gördüm. Uyanıp, kendime geldiğimde, telefonu elime aldım. Normal şartlar altında sanki bilinçaltımın oynadığı oyunlar insanların çok umrundaymış gibi, rüyamda olan biteni yazmaya başlamadan zihnimde bir pencere açıldı. Milletin yaşadığı an’a kendi gündemimi havadan bırakmak. Ne kadar umurlarında olabilir ki? Benim gördüğüm rüyanın beni bu kadar etkilediği vs. bir de bunları birilerine anlatma ihtiyacı duyarak ya da anlattığımı varsayarak normalleştirmeye çalışıyorum.  Gün içinde telefonuma sayısız dert, mutluluk, fikir, soru, kaygı, komiklik yağıyor. Yürüyüşe çıktım mesela, güneşli bir gün. Keyfim yerinde, kuş sesleri, sonbahar rüzgarı, zihnim başlamış akıtmaya meselelerini dinliyorum, düşünüyorum. Derken hop gökyüzünden bir soru düşüyor önüme. Cevaplayamadan başka bir problem. Çözmek için neler yapabiliriz bakayım diyemeden hop komikli video derken annemin aç mıs...

DÖNÜM NOKTASI

Hevesle başladığımız dönüm noktalarımız vardır. Biliriz ki bu "dönüm noktaları" kelimenin tam anlamıyla bende çağrıştırdığı etki; heves, yeni hayat, hayatımı yönlendirebileceğim iyi-kötü tüm gelişmeler, yüzünün ışıltısıyla kalbinin güzelliği paralel olan insanlar. (İtiraf: Bunu en çok 2018'de yaşamıştım, hatta tweet bile atmışım, 2018 iyi insanları tanıma senesi olsun diye)  Dönüm noktaları; yeni okul,yeni iş, yeni şehir ve temiz olan tüm güzel şeylerin yansıması gibi. Duş sonrası yapılan özbakımlar, sonrasında yeni nevresim ve çarşafla uyumak gibi. Yorgun argın eve geldiğinizde, yarınlar yokmuşçasına temizlik yaptığınız haftasonları hiç olmadı mı? Temizlikten sonra etrafa bakıp "ne güzel temizlemişim, yeni gibi oldu evim" hissiyatı hiç yankılanmadı mı? Keşke, ev kirlendiğinde evi temizlemek yerine evi komple değiştirsek, yeni ev alsak.(!) Türkiye şartlarında ev,telefon almak için bile kredi çekmek hayal gibi oldu. Kredi alsan, kalan ömrünü borç ödemekle geçir...

30 Eylül 2022✨

İçine dünya kadar umudu,üzüntüyü ve öfkeyi sığdırıp, bu dünya da hiçbir yere sığamayanlar. Kendini kalabalıklar ülkesinde imparatorluk kurduğunu zannederken aslında yalnızlığın pençesine düşenler, çevresi hep insanlarla dolu olup, hiç olanların hüzünlü boşluğu burası. H ep insan, hiç insan.  Bu yüzden dünyayı kendi kafasının içinde yaşayanlar. Kendi kafasındaki dünyada, laf lafı açıp düşünceleriyle başını ağrıtanlar, ortada fiziksel bir şey yok ama düşüncelerin zihninde dönerken içeri de bir şeyler devirdiğini hissedenler.  "Kafamın içini göstereyim anılar dirilsin, buralar hayal ettiğimden daha büyük zekiyim bilirsin" sözü kafasının içinde çalanlar, nereye gittiğini bilmeden kalkıp gidemediği yerlere dalıp gidenler, saatlerce kordon boyu yürüyenler yine de içsel varoluş meselelerini halledemeyenler, kafasının içinde kendisini duvardan duvara vuran seslere sarılacak şefkati yitirenler, tek bir güzel gün için ömür boyu mücadele edenler. Onca yılını vererek ışıl ışıl parlattığı...

28 Eylül 2022

Konfor alanından çıktığında, karşında seni bekleyen her türlü ihtimale kendini hazırlıyorsun. Kaçıp sığındığın yerlerde belki de özgürleşiyorsun , çünkü buna ihtiyacın var. Konfor alanı, çoğumuzda bu metafor tehlikeyi, kaçışı, insanların arasına karışıp kaybolmayı, kısa süreli de olsa kendi hayatınızın merkezinden çıkarak, kendinizi arka plana atarak diğer hayatlarında varlığına karışmak tüm bunlar belki de küçük adımlar ama bu farkındalığına bir yenisini ekliyorsun. İnsanların arasına karıştın, kendini kendine ispatladın, kendinin en iyi ve yeni formuyla topluma kazandırdın. Doğumundan, büyümene, erişkinlikten yetişkinliğe, iş hayatına kadar bir sürü insan tanıdın, insanların arasına karıştın binevi network oluşturdun :) İyi ya da kötü bugün olmuş olduğun insana, katkıda bulunan, kısacası kendini keşfetme imkanı bulmuş, yeni vizyonlu farkındalıklarla seni sen yapan insanlar. Evet, başardın ful aktif ve sosyallikte çıtayı yükselttin artık, kendini tebrik etmenin vakti geldi (!) Uzun za...

EYLÜL

Kendi içinde tutmayan dilekleri usanmadan dilediğin gibi, bu zamana kadar yaşanmış bir sürü güzel hikayenin bazen baş kahramanı, bazen de yan rolünde olduğun gibi içindeki o umut bahçesinin hiç solmamasını, doluya kurban gitmemesini diliyorum. Bu dünyada var olan her şey bir bana fazlaydı sanki.  "Zaten herkes sığdı biz sığmadık dünyaya"  İdeallerim, hedeflerim, hayallerime tutunabilmeyi sağlayan her şey bir ipe bağlıymış da, ip kopmuş gibi hissediyorum. İçimde bir yerlerde oluşan o boşluk, hak ettiğim şeyler sanki bir lütufmuş edasıyla, insanın aklı ve iradesiyle dalga geçer gibi sunuluyor. Ve daha da derinlere inen o gergin ipin kopmasıyla son buluyor. Ne diyorlardı "kısa olan ip değil, derin olan kuyudur" buradan da ana fikri çıkardığımıza göre, birtakım ilham perileri ortaya çıkmalı bence. "Işıltıma zeval gelmesin" anlayışıyla "Positive vibe energy" yaymaya geldim. Sonra işte, diyorum ki doğdu güneşim. Hoş, son birkaç sene de hayatıma dair al...

YENİ BEYAZ

Kaçıp sığındığın yerde özgürleşmen dileğiyle, özgürlüğe adanmış bir ömrünü koca bir boşlukta yitip gitmemesi dileğiyle, Birilerinin kafasında yarattığı dramlarla dolu dünyasını sana yansıtarak enerjini çalmalarına izin vermemen dileğiyle, Hayatın sadece problemlerden ibaret olduğunu düşünenleri anlamaya çalışmak, zorunda kendini bırakmaman dileğiyle, Hayatın iyi ya da kötü birçok güzelliği taşıdığını, her insana bir şekilde gülümsediğini anlamayanlarla boşuna uğraşmaman dileğiyle, Sadece sorunlarını dile getiren, yaşadığı onca güzelliği yok sayan insanlardan uzak durman dileğiyle, Yüzüne bile bakmayan bir resim için, ömrünün en güzel çağlarını heba etmemen dileğiyle, Dünyada hiçbir şeyi bilmeden, görmeden saf ve temiz kalmaktan daha güzel bir şey varsa o da her şeyi bilmek, görmek ama tercih etmemek, farkında olmak anlamak ama seçim yapmak, kendini daha iyi hissedebileceğin seçimlerin olması dileğiyle, Onca yılını vererek ışıl ışıl parlattığın zihnini ve kalbini kimse için karartıp sön...

BİR ÜNLEM ELBET KARŞILAR SENİ

Ansızın gelen, ani kararlar, kendi içinde hem kendini hem de başkalarını cezalandırdığını zannederken cezalandırdığın şeyin aslında kendine inşa ettiğin duvarların altında kalmaktan korkuyor oluşunu fark etmekte bir aydınlanmadır aslında. Kendi kendine bahaneler silsilesiyle yorulmadan yüzleşmenin vakti geldi bence. Hayatının belli döneminde  bugünkü olmuş olduğun insana, katkıda bulunan insanlar, iyi ya da kötü izler bırakılmış olsa da yoğun bir şekilde düşünmeden edemediğin ama ulaşmak istemediğin o insanlar. Evet tam da bu insanların yoğunluklarını hissediyor oluşum 10 aydır kendimi bir türlü ait hissedemediğim o malum şehre kaç yüz km uzaklara götürdü. Uzun zamandır gelmediğin yerlere geldiğine değmesini istiyor insan. Doğduğun büyüdüğün yerden elin dolu ayrılarak yetişkinliğine adım atmak istiyor da olabilirim. Bir değişim bir radikal varoluş çabası beklentisi içerisinde iç açıcı haberler almış olamasam da bazı şeyleri kabullenmiş bir şekilde o şehirde bırakarak hayatıma devam...

PODCASTLEYEMEDİM

Işık hızıyla blog yazma işini hayatıma kattığım gibi podcaste de merak sarmıyor değilim. Zaten insan kendi kendine, konuşa konuşa, laf lafı açıyor sohbetin koyuluğu çayla yarışır hale geliyor . Belki de kendimizle yaptığımız sohbet hiçbiriyle dönmüyordur. Hele bir de tek yaşıyorsanız bu verimli aktiviteyle güne başlamak, kaçınılmaz oluyor. Çünkü, dışarı çıkmanın bile içinden gelmediği kendini eve kapattığın zamanlarda, tek yaşamanın bir getirisi olarak kendinle kalıyorsun. Eğer sağlam bir psikolojin ve içsel huzurun, yıkılmayan duvarların varsa bu süreci en hasarsız sürede atlatabiliyorsun. Kendinle bile konuşmazsan, kendi sesini bile unutabiliyor, insan kendi sesine de yabancı kalabilir mi?  O yastığa kafamı koyuyorum, evet diyorum doğdu güneşim bir tık depresifleşiyorum kafamda kuruyorum güzel bir senaryo, sağlam bir çöküntü modumu yakalıyorum. Üstüne limonlu sirkeli suyla güne başlayarak olumlama yapmayı ihmal etmiyoruz tabi ki değil mi?  Ödüm kopuyor güneşi selamlamadan gü...