Ana içeriğe atla

Kayıtlar

27 🎀🪄

27 yaş... her tanışıklığın bir veda anlamı taşıması diğer yandan gerçekleştiremediğim kendimin yasını tutmak, alışkanlıklarımın bile yavan gelmesi, hayatın içinde sıkışıp kalmış olmanın çığlıkları Biri/birilerinin hayatında ana karakter olamamak.Çünkü varlığından hep "en emin olunan kişi bendim" İnsanların hayatlarında belli bir süre, belli bir nedenden dolayı yollarımızın kesiştiğinin farkındayım.Alıştım da buna, yoksa arkadaşlıklar,dostluklar mevsimlik işçi misali de olsa nasıl kurulacak, tesadüflere de inanmadığımı varsayarsam tabi.Sonuçta bir ömür boyu "aynı sevgide,aynı hayatlarda" kalacak değilim.Bir şekilde insan sirkülasyonu oluyor hayatımda, hepsi de bir şeyler öğretip çıkıyorlar o yüzden kimseye kırgın ya da kızgın değilim varlıklarına/yokluklarına teşekkürler. Büyüdüm de aslında 27 yaşındayım ama bu sefer ki burukluk ve kariyer anlamındaki belirsizlik üretkenliğimi o kadar azaltıyor ki, şu an yapmak istediğim tek şey annemin dizine yatıp saçlarımla oyn...

----

27 KASIM 2024 ÇARŞAMBA "Hayatın hakkını vererek yaşama mottosu" Hakkettiğim ve arzuladığım hayata kavuşmanın heyecanı.Bir şeyler net olunca nasıl da ışıl ışıl parlıyorum.Bu sefer ışıltı yok maalesef biraz hüzünlü,biraz uzaklık var.Hayata karşı tatminsizlik bunun getirdiği isyan etme senfonisi,dışarıdan ne kadar da sakin bir sinir sistemim varmış gibi duruyor.Normal insan gibi hayata devam ediyorum ama zihnim maalesef bir sitcom dizisinde senfoni orkestrasına eşlik ediyormuş gibi.Zihnim kalabalık ama hayatımda herhangi küçük bir hedefime ulaşsam o başarı duygusu için yaşıyorum ve zihnim adeta berraklaşıyor.Zihni son günlerde duygusal karmaşalarından çıkamamış insanın çevresine karşı neden tatminsizlik duygusu yaşar ki? Başarı hazzı ve onu romantize ediyor oluşumu tebrik eder, en kısa zamanda darısı tatminsizlik duygusuna da vesile olması dileğiyle. Kendimi geliştirmeye dair bir süreç ya da bir olgu var diyelim. Radikal olsun bu durumun adı. Radikal durumunun sonucunun neye va...

İÇ DÖKME SEANSI: AİDİYET VE REKABET

Hayatta kalabilmenin canlılık özelliklerinden olan adaptasyon ve rekabet.  Adaptasyon, aitlik, var olabilmek, var olduğun yerde kabulünün onay arayışı; bir yere uyum sağlamanın oraya ait olduğunu göstermediği gerçeği. Bu biraz da kabul görme,onaylanma kaygısına kapılmadan ne kadar kendin olabildiğinle alakalı bir durum. Aidiyet duygusunun içinde bıraktığı o boşluğun peşinden şehirden şehre taşınmak, bu duygunun bıraktığı boşluğu tamamlamaya çalışmak. Nasıl olsa buraya aidiyet duygum yok deyip bağını kolaylıkla koparabileceğin, kendin gibi zayıf bağlar kurabileceğin insanlarla anlamlı bağlar kurabileceğini sanmak. Sonrasında "Ben neden aynı insanlarla aynı döngüde sınanıyorum?" diye diye sihirli değnek beklemek. Aslında tamamlamaya çalıştığın şey, ne şehirden şehre taşınmak ne de uyum sağlamak. Kendinle olan ilişkinin yansımasını bir boşluk metaforunda görüyorsun ve kendin bu boşlukta sorumluluk almayı kabullenmedikçe, bu boşluğun peşinden savrularak geçip giden yıllar olduğ...

KOHO 💎✨️

(11.07.2024) İstemeden de olsa kendimi sürekli bir yarışta buluyorum.Daha başarılı olanlarla,daha güzel olanlarla, daha çok sevilenlerle, hayatın hakkını vererek yaşayanlarla bir yarışın içindeyim sanki geride kaldığımı hissettiğimde gözümün önündekiler şu an sahip olduklarım, yaptıklarım gittikçe küçülüyor, insanların hayatlarından sadece göstermek istediklerini gördüğümü bildiğim halde, dışarıdan gördüğüm hayatlar kusursuz geliyor. Hayatın yapılacaklar listesine zamanı geldiğinde atamadığım her bir tik omuzlarıma yük olmaya başlıyor. Hayatın en büyük yanı yanılsaması işte bu bazen unutuyorum ama biliyorum ki herkesin yolu ayrı, kendi yolunda yürürken geç veya geride kalmıyorum. Sahibi olmadığım şeylerin özlemini çekmeden bir hayat yaşayabilmek en büyük dileğim. Sosyal izolasyon şemamı yıkma konusunda ilerleme kaydettiğimi ve daha sağlam bağlar kurduğumu hissediyorum.Kadersel anlamda ince bir dönüm noktasındaymışım gibi, neden yalnızım?Etrafımda neden kimse yok? Neden sürdürülebilir ...

ÖFKENİN MUHATTABI

Kendinde bir şeyleri değiştirdiğinde ve değişim sürecinin hayat boyu devam edebileceğini idrak ettiğinde, aynı döngüde kalmayı, yerinde saymayı potansiyelin için kayıp olarak görüyorsun. Alman gereken dersi alana kadar aynı döngüde kalmayı reddediyor ve potansiyelini boşa harcamayı kabul etmiyorsun. Hak ettiğin hayatı inşa edebilmek için yola koyuluyorsun. Bu yolda hayatın genel olarak kendi halinde, sakin bir şekilde ilerlese de değişimi kabul ediyorsun. Sonuçta kimseye hayat boyu aynı kişi olarak kalma, anlayışlı olma gibi bir borcun yok. Hiçbir dönüm noktanı paylaşmayan, birlikte anı biriktirmekten aciz, sınır çizip anlayışlı olmayı reddettiğinde iletişimi bir lütuf gibi görenlere hele hiç borcun yok. "Sınırların sana arkadaşlarını ya da aile üyelerini kaybettirmez, sınırların sana hayatındaki duygusal istismarcıları, ben merkezci narsistleri kaybettirir. Sağlıklı sınırlara sahip olmak, insanlara "hayır" diyebilmenin çok ötesinde." "Son bir kez yüzleşsem ya ...

EVOLVERE

  Klişelerin anlam kazandığı yaşlardayım.26 yaş, 30 yaşa daha yakın 20 yaşa daha uzak.Herhangi bir hayat deneyimi açısından dolu dolu 26 yaşımı dolduracak tecrübeye sahip olduğumu düşünmüyorum.Hala çocuksu yanımı yaşatabildiğimi o naifliği sürdürdüğümü ve çocuksu yanımla koyu bir sohbete dalınca insan hiç yaşlanmıyor aydınlanması yaşatıyorum kendime, belki de hayata geç kalmışlık hissini bu şekilde kamufle ediyorumdur.Kime göre, neye göre geç kalıyoruz ki parmak izi misali herkesin döngüsü, gittiği yolu farklı şu an ki olduğum yerin tadını çıkarıyor musun? Bazı durumların içine girmeden önce değişmemiz ve dönüşmemiz gerekiyor.Elinden geleni yaptıktan sonra hayatın senin için yapacaklarını izlemek kadar mütiş bir şey yok. Klişelerin anlam kazanması yetişkinlik hayatına alışma sürecini tamamlamış.Hayatında az da olsa belirsizlikler netliğe kavuşmuştur."Değişmeyen tek şey, değişimin kendisidir" klişesiyle biraz derine indiğimizde, değişimin olduğu her yerde insan dediğimiz sosya...

REZİLYANS

Kendimi gerçekleştirme yolunda ilerlerken artık kontrol edemeyeceğim şeyleri de kabullenme safhasındayım . Bunlara onaylanma ihtiyacı,kabul görme ve öfkemi de dahil edebilirim. Bazı şeyler bizim elimizde olamıyor. Kontrol edemediğim şeylere anlam yüklemeyi bıraktım.Binevi bana ait olanın radikal sorumluluğunu üstleniyorum ve kontrol edemediklerimi geride bırakıyorum.Mesela, başkalarının zihninde var olan versiyonundan sorumlu olmamak, kimsenin hayatınla ilgili aldığın şahsi kararlar ile ilgili beklentilerini karşılamaktan sorumlu olmamak, kendilerine yardım etmeye istekli olmayan kişilerde gördüğün yaraları iyileştirmekten sorumlu olmamak, kendi yolunda ilerlerken başkalarının hayal kırıklığına uğramasından sorumlu olmamak, başkalarının senin sınırlarına ve "hayır"larına verdiği tepkilerden sorumlu olmamak. Kimse bir başkasının çocukluk travmalarıyla, olmamışlığıyla, öfkesiyle uğraşmak zorunda değil. Darıldığında ve başarısızlığı hissettiğinde toparlanması çok zor olmasıyla ...

21 ŞUBAT 2024

Dönüm noktalarından biri de yetişkinliğe geçiş evresi,bireyselleşme sınırlarını da kendiniz belirlediğiniz o kırılma noktası,bütün kelime tanımlarının değiştiği yeniden oluştuğu,arkadaşlık ve yakınlık ilişkilerine karşı beklentinizin değiştiği,rafine zevkleriniz,yaşam kaliteniz,konfor alanınızı yeniden oluşturma daha bir sürü şey.İnsanlar dönüm noktalarında sürekli bir değişim ve dönüşüm halinde, hatta hayat mottomuz bir önceki günün daha iyi versiyonuna dönüşmek bile olabilir.Karakter anlamında iş-şehir değişiminde radikal değişiklikler olabilir.Aynı şekilde de bir noktada da iletişimsel anlamda ilişkilerin kopması gerekiyor olabilir.Bağlar mantıklı konuşmayla kopmayacağı için bahaneler devreye giriyor, o ilişki kolayca kopamıyorsa o bahaneler yanlışlara dönüşüyor oysaki küçükken herkesle aynı sevgide kalacağımı düşünen hayatımdaki insanlar ömrüm boyunca hep yanımda olacak onlarla büyüyeceğim sanan biriydim,insanlar hayatımdan bi şekilde geçip gidiyor eskiden olsa üzülürdüm şimdi ise ...

İDEALİZE MASALI 🏞

Mental çöküş yaşasan da, kırılgan dönüm noktaları hayatını değiştirse de bu devirde en büyük yatırımı kendine yapmayı öğreniyorsun. "Kendine değer vermek" yaş geçtikçe anlıyorsun ki yatırımların en güvende hissettireni, kariyerin dışında seni bırakmayacak ikinci şeydir kendine değer vermek. Bu kadar kötü giden şeyler karşısında, sınır çizmeyi de kendine vazife ediniyorsun. Kendine değer verdikçe, kıymet biçtikçe vaktini de, sohbetini de,enerjini de farkındalık kazandırabilecek şeylere itiyorsun. Odak noktanı kaydırıyorsun aslında, diğer insanların davranışlarında kısacası kendin dışında herkesi sessize alıyorsun ve anlam aramaya enerji bile harcamıyorsun. Gayet açık ve net olan şeyleri, anlam arayarak normalleştirmeye çalışmıyorsun. Kurban, mağdur ya da kurtarıcı değilim.Kendimi kendimden başka kurtaracak biri olmadığının da farkındayım. Yine de masalsı büyülü hayal dünyanın bir yansımasıymış gibi insanları idealize etmekten kendimi alamıyorum.Çaresiz, mutsuz, ilgisiz hisset...

17 EYLÜL 2023 🎁

"Bu şehir koparmak istiyor beni özlemlerimden, yorgunum çünkü yorgunluğumun yaşamak gibi bir anlamı var,yine de yaşamaktan duyduğum mutluluğun tadına düşmanlarım ulaşamazlar" Son günlerde gayet düzenli uyku düzenim olmasına rağmen sabahları "dayak yemiş" misali kemik-eklem ağrıları ve iyice özgürlüğünü ilan etmiş göz altlarımla selamlıyoruz güneşi.Yorgun uyuyup, yorgun uyanmak bu döngü hayat kalitemi o kadar etkiliyor ki Allah sirkadien ritmime zeval vermesin gerçekten.Sirkadien ritmimi de kem gözlerden koruduğuma göre ihtiyacım olan enerjiyi kendimde nasıl bulamıyorum oynat bakalım. Literatüre yeni bir "yorgunluk" tanımı eklenmek üzere. İhtiyacım olan enerjiyi kendimde bulamama haline yorgunluk diyebilirim. Belki de son zamanlarda yorgun hissetmemin sebebi sürekli meşguliyetler bulmam (bunun getirdiği bir yoğunluk)  kemik-eklem ağrıları ve iyice özgürlüğünü ilan etmiş göz altlarım değildir.Kendimi enerjik ve canlı hissettiren şeylerden mahrum bırakıyor ...

ISLAK KUM 🌃✨

Çok fazla kafa yormaya değmeyecek işler ve kişilerle meşgul olurken, o vakitte yapılacak nice güzel şeylerden kendini mahrum bıraktığını düşün. Sana anlam katmayan, seni geliştirmeyen ve ruhuna yeni pencereler açmayan sohbetleri kesmen, hayatından bunları eksiltmen gururdan, kibirden değil, zamanın değerini kavrayıp seçici olmanla ilgilidir. Bu zamana kadar başımıza gelen iyi ve kötü şeylerin toplamıyız. Klişe bir tabir örneği; Yaşadığım her şey beni ben yapan şeyler. Ben farkındalıkla hayatımı şekillendiriyorum. Yaşadığım her şey benim için.(Pozitif dokunuşlu kişisel gelişim seansımız burada bitmiştir.) Çözülmemiş, hayat kalitenizi düşüren kötü şeyleri sürekli kafanızda döndürdüğünüzü düşünürsek, bundan mağduriyet çıkarımı yapacak bir sürü faktörleri de barındırabiliyoruz. Mağduriyet çıkarımlarımız; yalnızlık,iletişimsizlik,yalan ve güvensizlik üzerine olabilir. İnsanlarla bağ kurma dinamiğiniz mağduriyet çıkarımlarınız yönünde olmamalı çünkü kimse sizin bir kurtarıcınız ya da t...

GERÇEKLİK OLGUSUNA BİR İÇ ÇEKİŞ

Kendi hayatımda "gerçeklik olgumu" sorguladığım ve gerçeğe en yakın hissettiğim şeylerin çarpışması sonucu yine overthinkistan'a yapılan o yolculuk. İletişim çeşitleri arttıkça, insan ilişkilerinin kalitesi de azalıyor.Çünkü seçenek çok, bir tıkla daha iyisi daha güzeli hep var.Taktik var.Kurmaya çalıştığın bağlarda, eğer aradığın şey taktik ve kısa süreli heyecanlar ise bu oyunlar belki bu taktikler işine yarayacaktır.Bu taktikler döngüsü, benim gerçekliğimle (gerçeklik olgum) baya zıt kutuplarda.Peki ya benim gerçekliğim ve bu olguya en yakın hissettiğim şeyler tam olarak neydi? İçimde var olan o boşluğu koca bir çöp yığınıyla çürüten aradığım şey neydi? Kendi içime dönüyorum,bugüne kadar kurduğum yakınlıklarda ne kadar kendim olmayı başarabildim? Taktiksiz,dik başlı,asi ve bir o kadar da dümdüz biri olmanın getirdiği şeylerin sonunda da çoğu şeyin yüzeysel kaldığı bağ kuramama sorunlarına çıktığını düşünürsek, neydi benim gerçeklik olgum? Benim gerçeklik olgum, gerçek...

GECE ✨🌃

Özgürlüğü bir çift gözde görmenin dışında özgürlüğe adanmış bir ömür daha iyiymiş gibi geliyor.Bir anda gelmiyor tabi bu farkındalık, bu farkındalığın asıl başlangıcı hiçbir şeyi kişisel almamakla birlikte bunu harika bir özgürleşme aracı olarak görmekle başlıyor. Örneğin biri size kaba mı davranıyor? Demek kişiliği böyle. Sizinle anlayışsızca mı konuşuyor? Demek ailesinde de böyle. Zihniyet yapısını beğenmediğiniz,ne yaparsanız yapın sizi küçümseyen, mesleğinizin etik değerlerine saygı duymayan, tamamen zıt frekanslarda olduğunuz, merhamet duygusundan uzak,  tabiri caizse yaranamadığınız ama bir başkasına nasıl da kul köle olduğunu gördüğünüz insanların asıl kavgaları bizimle değil, sevilmemiş çocuklukları,gerçekleşmemiş kişilikleri, başarısızlıkları ve özgüvensizlikleriyle. Çünkü olamadıkları her şeyden nefret ediyorlar.Kapısından giremedikleri okullardan,okuduklarında anlamadıkları kitaplardan,anlamlandıramadıkları sanattan yaşayamadıkları özgürlükten (özgürlüğün en büyük düşman...

5 MART 2023

Kimsenin okumayacağı deftere bile yazılmıyor bazı şeyler,insan kendiyle bile konuşamıyor bazen. "Dünyayı sevmedim ama azaldı kinim." Hayatımı etkileyen iyi ya da kötü her şeyin kendi benliğime katkısı olduğunu düşünüyorum.Hayatıma karşı,kendi ihtiyaçlarıma daha fazla öncelik vermiş,bu ihtiyaçlardan birini (özellikle son 3-4 yılda) en derinlere kadar hissettiğim arkadaşlık ve dostluk ilişkilerinde yapmış olduğum yatırımlarda başarılı olamasam da,sürdürülebilir arkadaşlıklar kuramayıp,anlamlı dostluklardan izole,bu izole olmaktan nefret de etsem,kendi kabuğuma konfor alanıma dönmekten başka bir şey kalmıyor elimde. "Yanıltır karakter, üzer iyi niyet, harcanır gençlik, somurtkandır güneş ve hala biraz mümkündür ümit." Geleceğimi,emeklerimi ve ideallerimi kötü anlamda hiçbir otorite figürüne kurban etmediğim için kendimle gurur duyuyorum.Başım dik,hatalarım ve içimdeki iyilikle alnım ak şekilde tacımı takıyorum,kendimi takdir ediyorum. Kan bağım bile olsa, hayatımda hiç...

☀️⚓️

11.sınıfım okulda karma olmuş,en yakın arkadaşlarımla aynı sınıfa düşmüşüm.Nasıl mutluyum ama daha da sırtım yere gelmez özgüveniyle doluyum.O zamanlarda berbat geçen 10.sınıfın ardından, eğer o dönemki yakın arkadaşlarımla aynı sınıfa düşmeseydim bölüm değiştirmeyi düşünüyordum.Sayısalcı olmasaydım garanti dilci olurdum.İçimde bir yerlerde yabancı dile olan tutkum, bir bakmışım köklü bir üniversitede bölümü ingilizce okuyorum.Kader işte, 2015 yılından 2017 yılına manifestlemişim :)  Lise üçün ilk dönemi göz açıp kapayıncaya kadar geçti.Ve asıl geçiş süreci şimdi başlıyordu. Seneye gireceğim üniversite sınavı stresi, ne kadar çabalasam da istediğim yer hep bana uzak kalacakmış hissiyatı,yazının başında belirttiğim en yakın arkadaşlarımla aramın bozulması bu sayede çevremin (varsa tabi :)) ilgi alanlarımın tamamen değişmesi, toksik insanlardan arınmış izole olmayı başarabilmiş kendimde neyi sevip sevmediğim, hayatımda neyi isteyip istemediğim kısacası tamamen gelecek odaklı kendime ...

25 🕊

Mevsimler geçiyor,güneşin yakmadığı ama içimi ısıttığı o güzel mevsim sonbahar derken sonbahar bitmiş,kışa geçmişsin ve bu geçiş sürecinde zihninin karanlıklarında kimselere anlatamadığın o takıntılı düşünceler.Kendi dünyamda, düşüncelerim başımı ağrıtıyor, biliyorum ortada fiziksel bir şey yok ama düşüncelerim zihnimde dönerken içeri de bir şeyler devirdiğini de iliklerime kadar hissediyorum. Anda kalmalıyım,anı yaşamalıyım diyorum ama bulunduğum ortamlarda dönen sohbetten, sohbetteki tek bir cümle bile beni hiç umursamadığım şeyleri kafaya takarken bulmama sebep oluyor.Anlaşılması zor bir cümle kurmuş olabilirim, kısaca günlük hayatımdaki iletişimde kullanılan kelimeler tarafından tetikleniyorum ve daha kendimde tanımlayamadığım bir sürü şey... İçine kapanık, sessiz sakin olduğumu düşünüyorlar ama artık bu dünyada yaşadığından bile emin olmadığım, bir fotoğrafla konuşurken bile gözümün nasıl parladığını görmüyorlar. İnsanın kendiyle olan iletişiminin ışıltısı aurasına yansır, kendi g...

ANLIK İÇ DÖKME SEANSI

Aynı yüzler, aynı bakışlar, aynı yalanlar, bencil olmaya zorlayan şartlar, giderek kendi kabuğuna çekilip düşünmemeye çalışan ancak içten içe çığlık atan insanlar ve çığlıkları duymayan, duysa da önemsemeyen uğultulu kalabalıklar. Her şeyin bu kadar yüzeysel,vurdumduymaz,duyarsız olması insan ilişkilerine yönelik iletişim şekilleri bile havada kalıyor.Menfaate dayalı alma-verme denge terazisinin bile şaştığı bu dönemde, gerçeklik algımı bozmayan her şeye hasret kaldım ve bu hasretliği şakamatikliğe bağlamış gibi, komikliklere vuruyorum.Daha doğrusu bu eksikliğimi mizah anlayışımla bastırıyorum.Bazen konu bu eksikliklere gelmesin diye, konuyu değiştiriyorum ya da ortamdan uzaklaşıyorum.İyi ki de mizah anlayışımın bile örtemediği durumları insanlar görmüyor ya da üç maymunu oynamak işlerine geliyordur bilemiyorum.Kafanın uyuşmadığı ama mecburiyetten katlanmak zorunda kaldığın, değişime kapalı insanlar sayesinde mizah anlayışım level atladı, yoksa bu tip insanlar şakaya bile vurmadan çeki...

ANTİDEPRESAN

Travma kelimesi, ne kadar da ürkütücü ve ben ürktüğüm şeylere karşı "kimsenin güçsüzlüğümden vurmaması" adına çok iyi kamufle ederim. Gelelim, kendimi kamufle ettiğim şeylerle yüzleşmeye.Hayatımı derin bir şekilde etkileyen travmalarım olduğunu düşünmüyorum, çünkü travma dediğimizde bende bırakılan etki "acıyla" eş değer ve ben acı çekmekten ya da çektiğim acılara acıyan insanların çevremde olmasını kısaca "acınacak hale gelmeyi" gururuma yediremem.Gururuma yediremediğim gibi, anlattığım şeylere karşı "toksik pozitiflikle" yaklaşan insanlara harcayacak enerjim yok, acı eşiğimiz aynı kulvarda değil maalesef. Travmalar,sadece çocukluğumuzda olan, çocukluğumuzdan beri peşimizi bırakmayan olaylar değildir. Etkisi vardır, bu etki yadsınamaz da. Hayatımız sadece çocukluğumuzda eksik bırakıldığımız şeylerden oluşmaz ve bundan ibaret değiliz bence. Çocukluktan yetişkinliğe geçerken kurduğumuz iletişimler, akran zorbalıkları, okuduğumuz kitaplar, izlediği...

GECENİN SONUNA YOLCULUK

Sen ölmüşsün televizyonlar susmuyor,radyoda türküler ve insanlar akşam olmasını bekliyor en sevdiği filmi izlemek için ben sabahı edemiyorum. Sen ölmüşsün yağmur durmuyor ıslanıyor toprak. Ben donuyorum sen üşümüyorsun bile.Karlar yağıyor dağların tepelerine ben tepeleri gözlerimle bile göremiyorum.Betondan evler, sobaları tütüyor mahallenin bir kedi yanaşıyor kapıya alıp gidiyor ekmeğini,çiçekler kokuyor mevsimler geçiyor evlerde sıcak sohbetler ve gülüşmeler. Senin sesini geceleri bile duyamıyorum.Her gün yeniden ölüyorsun ve ben her gün yeniden dokunuyorum yokluğuna, artık eşiğinden giremediğim evinin kapısına bakmayı bıraktım. Evine girememek seni görememekten acı geldi.Sen ölmüşsün diyorum eşikte kalmış bir çift ayakkabın ve ben senin yokluğunu bayramsız bayram sabahlarına taşıyorum. "İnsanın geçmişinde artık kımıldamayan ne de çok nesne, ne de çok kişi var öyle, ürkütücü. Zamanın mahzenlerinde yitirilmiş canlılar ölülerle birlikte o kadar uyumla uyuyorlar ki daha şimdiden ay...

20 EKİM 2022 ✨🤩📚

Klişelerle başlayan, kariyerini-geleceğini inşaa etme döngüsü. Klişeden kastım, sayısal olgulardan ibaret sorular çarmığı. "5 yıl sonra kendini nerede görmek istersin? 10 yıla kendi işinin patronu, ekonomik refahı yüksek beyaz yakalılardan biri olabilecek misin?" vb. ardı arkası kesilmeyecek bir sürü sorular... Heveslerimin, ideallerimin yıkılış yolunda olması, insanın kendi kendisinden kopmasına,kaybolmuş hissetmeme, yaşamsal isteklerimi sınırlayarak hayattan ne istediğimi bilmemeye hatta amaç-yön duygusunu kaybetmiş pusulamın kayışı kaymış hissiyatı oluşturuyor. Birden bire sarsılmıyor tabi bu temel.Hevesle şekillendirmeye çalıştığım geleceğimi, nasıl bir anda umutsuz ve mutsuzlukla gittiğim yola dönüşüyor oynat bakalım.  5 yıl önceki yaptıklarım; okuduğum kitaplar,izlediğim diziler,geliştirmeye çalıştığım yabancı dil sürecim, yol gösterenim olmamasına rağmen gerek deneme yanılma, gerek gelişine aldığım ani kararlar, ödün verdiğim hobilerim, ve insanlarla vakit geçirmek ye...